بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
geçmedi mi?Hasgelir(there) comeüzerindenuponinsanınmanbir sürea perioduzun devirdenofvakittimeolmadığınoto idihe wasbir şeya thinganılanmentioned
🇹🇷 76:1 Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.
doğrusu bizIndeed, Weyarattık[We] createdinsanımanbir nutfedenfrombir nutfea semen-dropkarışıka mixtureimtihan etmek için(that) We test himve onu yaptıkso We made (for) himişiticihearinggörücüand sight
🇹🇷 76:2 Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.
elbette bizIndeed, Weona gösterdikguided himyolu(to) the wayyawhetherşükreder(he) be gratefulveyaand whethernankör olur(he) be ungrateful
🇹🇷 76:3 Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.
elbette bizIndeed, Wehazırlamışızdır[We] have preparedkafirler içinfor the disbelieverszincirlerchainsve demir halkalarand shacklesve alevli bir ateşand a Blazing Fire
🇹🇷 76:4 Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.
şüphesizIndeediyilerthe righteousiçerlerwill drinkbir kadehtenfrombir kadeha cupolaniskarışımıits mixturekâfûr(of) Kafur
🇹🇷 76:5 Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.
bir kaynakA spring içerlerwill drinkondanfrom itkulları(the) slavesAllah'ın(of) Allahakıtırlarcausing it to gush forthfışkırtarakabundantly
🇹🇷 76:6 Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu.
yerine getirirlerThey fulfilladaklarınıthe vowsve korkarlarand fearbir gündena Day olan(which) isşerriits evilsalgınwidespread
🇹🇷 76:7 O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.
ve yedirirlerAnd they feedyemeğithe foodsevdikleriin spite ofona sevgilove (for) ityoksula(to the) needyve yetimeand (the) orphanve esireand (the) captive
🇹🇷 76:8 Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.
bizOnlysize yediriyoruzwe feed yourızası içinfor (the) CountenanceAllah(of) AllahbeklemiyoruzNotisterizwe desiresizdenfrom youbir karşılıkany rewardne deand notteşekkürthanks
🇹🇷 76:9 "Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz."
çünkü bizIndeed, wekorkarızfearRabbimizdenfromRabbimizour Lordbir gündea Day suratsızharshçok katıand distressful
🇹🇷 76:10 "Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler.
onları korumuşturBut will protect themAllahAllahşerrinden(from the) evilo(of) thatgününDayve onlara vermiştirand will cause them to meetparlaklıkradianceve sevinçand happiness
🇹🇷 76:11 Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.
onların ödülleriAnd will reward themdolayıbecausesabrettiklerindenthey were patientcennettir(with) a Gardenve ipektirand silk
🇹🇷 76:12 Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.
yaslanırlarRecliningoradathereinüzerindeondivanlarcouchesgörmezlerNotgöreceklerthey will seeoradatherein(yakıcı) güneşsunve ne deand notdondurucu soğukfreezing cold
🇹🇷 76:13 Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.
ve yaklaşmıştırAnd nearüzerlerineabove themonun gölgeleri(are) its shadesve eğdirilmiştirand will hang lowmeyvalarıits cluster of fruitsaşağı eğdirilerekdangling low
🇹🇷 76:14 Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.
ve dolaştırılırAnd will be circulatedyanlarındaamong themkablarvesselsgümüştenofgümüşsilverve kupalarand cupsolan(that) arebillur(of) crystal
🇹🇷 76:15 Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.
billurlar kiCrystal-cleargümüştenofgümüşsilveronları takdir etmişlerdirThey will determine itsistedikleri ölçüdemeasure
🇹🇷 76:16 Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.
ve onlara içirilirAnd they will be given to drinkoradathereinkadehtena cup olaniskarışımıits mixturezencefil(of) Zanjabil
🇹🇷 76:17 Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.
bir çeşmeA springoradathereinadına denirnamedSelsebilSalsabil
🇹🇷 76:18 Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.
dolaşırAnd will circulateçevrelerindeamong themgençleryoung boysölümsüzmade eternalonları görsenWhenonları görürsünyou see themkendilerini sanırsınyou would think theminci(to be) pearlssaçılmışscattered
🇹🇷 76:19 Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.
ve zamanAnd whenbaktığınyou looksonrathengörürsünyou will seebir ni'metblessingsve bir mülkand a kingdombüyükgreat
🇹🇷 76:20 Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.
üstlerinde vardırUpon themgiysiler(will be) garmentsince ipekten(of) fine silkyeşilgreenve kalın ipektenand heavy brocadeve takınmışlardırAnd they will be adornedbilezikler(with) braceletsgümüştenofgümüşsilverve onlara içirmiştirand will give them to drinkRableritheir Lordbir içkia drinktertemizpure
🇹🇷 76:21 Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.
şüphesizIndeedbuthisolduissizinfor youödülünüza rewardve olmuşturand has beençalışmanızyour effortteşekküre layıkappreciated
🇹🇷 76:22 (Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."
muhakkak BizizIndeed, Webiz[We]indirdik[We] revealedsanato youKur'an'ıthe Quranparça parçaprogressively
🇹🇷 76:23 Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.
o halde sabretSo be patienthükmünefor (the) CommandRabbinin(of) your Lordveand (do) notita'at etmeobeyonlardanfrom themgünahkaraany sinneryahutorinkarcıyadisbeliever
🇹🇷 76:24 O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.
ve anAnd rememberadını(the) nameRabbinin(of) your Lordsabahmorningve akşamand evening
🇹🇷 76:25 Sabahakşam Rabbinin ismini an.
bir bölümündeAnd ofgeceninthe nightsecde etprostrateO'nato Himve O'nu tesbih eyleand glorify Himgeceleyina nightuzun zamanlong
🇹🇷 76:26 Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).
şüphesizIndeedbunlartheseseviyorlarloveçabuk geçeni (dünyayı)the immediateve bırakıyorlarand leaveötelerindekibehind thembir günüa Dayağırgrave
🇹🇷 76:27 Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.
bizWeonları yarattıkcreated themve sıkıca bağladıkand We strengthenedyapılarınıtheir formsve zamanand whendilediğimizWe willdeğiştiririzWe can changeonların benzerleriyletheir likeness[es]tam bir değişiklikle(with) a change
🇹🇷 76:28 Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.
şüphesizIndeedbuthisbir öğüttür(is) a reminderkimseso whoeverdileyenwillstutarlet him takevarantoRabbinehis Lordyolua way
🇹🇷 76:29 İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.
veAnd notsiz dileyemezsinizyou willdışındaexceptdilemesithatdilerwillsAllah'ınAllahşüphesizIndeedAllahAllahbilendirisher şeyi bilenAll-Knowerhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 76:30 Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
sokarHe admitskimseyiwhomdilediğiHe willsrahmetineintoO'nun rahmetiHis mercyve zalimlerbut (for) the wrongdoershazırlamıştırHe has preparedonlar içinfor thembir azaba punishmentacıklıpainful
🇹🇷 76:31 Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.
Mahmoud Khalil Al-Husary