sizi yaratmadık mı?Did notsizi yaratırızWe create youbir sudanfrombir sua waterâdidespicable
🇹🇷 77:20 Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
onu koydukThen We placed itbir karar yerineinbir yurtan abodesağlamsafe
🇹🇷 77:21 Onu sağlam bir yerde oturttuk.
kadarForbir süreyea periodbelirliknown
🇹🇷 77:22 Belli bir süreye kadar.
ve biçimlendirdikSo We measuredne güzeland Bestbiçim vereniz biz(are We to) measure
🇹🇷 77:23 Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:24 O gün yalanlayanların vay haline!
yapmadık mı?Have notyaptıkWe madearz'ıthe earthtoplanma yeria receptacle
🇹🇷 77:25 Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
diriler (için)(For the) livingve ölüler (için)and (the) dead
🇹🇷 77:26 Gerek diriler, gerekse ölüler için.
ve meydana getirmedik mi?And We madeoradathereindağlarfirmly set mountainsyüksek yüksekloftyve size içirmedik mi?and We gave you to drinksu(lar)water tatlısweet
🇹🇷 77:27 Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:28 O gün yalanlayanların vay haline!
haydi gidinProceedşeyetonewhatolduğunuzyou used toonuin ityalanlamışdeny
🇹🇷 77:29 (Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."
gidinProceedbir gölgeyetobir gölgea shadowolanhavingüçthreedalıcolumns
🇹🇷 77:30 "Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."
gölgelendirmezNoserin gölgecool shadeve ne deand notkorumazavailingalevdenagainstalevthe flame
🇹🇷 77:31 O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.
gerçekten oIndeed, itsaçarthrows upkıvılcım(lar)sparkskütük gibias the fortress
🇹🇷 77:32 O, saray gibi kıvılcımlar atar.
sanki oAs if they (were)bir halattırcamelssapsarıyellow
🇹🇷 77:33 Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:34 O gün yalanlayanların vay haline!
buThisgündür(is) a Daykonuşamayacaklarınotkonuşacaklarthey will speak
🇹🇷 77:35 Bugün, konuşamıyacakları gündür.
veAnd notizin verilmezwill it be permittedkendilerinefor themözür dilesinlerto make excuses
🇹🇷 77:36 Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:37 O gün yalanlayanların vay haline!
işte buThisgünüdür(is the) Dayhüküm;(of) Judgmentsizi bir araya topladıkWe have gathered youve öncekileriand the former (people)
🇹🇷 77:38 Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
eğerSo ifvarsaissizinfor youbir hileniza planhaydi bana hile yapınthen plan against Me
🇹🇷 77:39 Bir hileniz varsa beni atlatın.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:40 O gün yalanlayanların vay haline!
şüphesizIndeedmuttakiler isethe righteousaltındadır(will be) ingölgelershadesve çeşme başındadırlarand springs
🇹🇷 77:41 Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.
ve meyvalar (içindedirler)And fruitsşeylerdenfrom whatgönüllerinin çektiğithey desire
🇹🇷 77:42 Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.
yeyinEatve içinand drinkafiyetle(in) satisfactionkarşılıkfor whatolduğunuzayou used toyapıyor(sunuz)do
🇹🇷 77:43 (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).
elbette bizIndeed, Weböylethusmükafatlandırırızrewardgüzel davrananlarıthe good-doers
🇹🇷 77:44 İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:45 O gün yalanlayanların vay haline!
yiyinEatve sefa sürünand enjoy yourselvesazıcıka littlesizindeed, yousuçlularsınız(are) criminals
🇹🇷 77:46 Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:47 O gün yalanlayanların vay haline!
ve zamanAnd whendendiğiit is saidonlarato themrüku' edinBowrüku' etmezlernotrükû ederlerthey bow
🇹🇷 77:48 Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.
vay halineWoeo günthat Dayyalanlayanlarınto the deniers
🇹🇷 77:49 Vay haline o gün yalanlayanların!
hangi?Then in whatsözestatementbundan sonraafter itinanacaklarwill they believe
🇹🇷 77:50 Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?
Mahmoud Khalil Al-Husary