☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الشورىمَكِّيَّة ۝ ٥٣ آيَة
işte böyleAnd thusvahyettikWe have revealedsanato youbir ruhan inspirationemrimizdenbyemrimizOur Commandsen değildinNotsen mi(did) youbiliyorknownedirwhatKitapthe Book (is)ve nedirand notimanthe faithfakatButbiz onu yaptıkWe have made itbir nura lightdoğru yola ilettiğimizWe guideonunlawith itkimseyiwhomdilediğimizWe willkullarımızdanofkullarımızOur slavesşüphesiz senAnd indeed, yougötürüyorsunsurely guideyolatoyol(the) PathdoğruStraight
🇹🇷 42:52 İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.
yoluna(The) pathAllah'ın(of) Allahsahibi olanthe Onekimeto Whombulunan herşeyin(belongs) whatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve bulunan herşeyinand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthiyi bilin kiUnquestionablyAllah'aToAllahAllahsonunda varırreachbütün işlerall affairs
🇹🇷 42:53 Göklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah'ın yoluna götürüyorsun. İyi bilin ki bütün işler sonunda yalnız Allah'a dönecektir.
سُورَةُ الزخرفمَكِّيَّة ۝ ٨٩ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ha mimHa Meem
🇹🇷 43:1 Hâ, mîm.
Kitaba andolsun kiBy the Bookapaçıkthe clear
🇹🇷 43:2 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
elbette bizIndeed, Weonu yaptık(have) made itbir Kur'ana QuranArapça(in) Arabicumulur kiso that you maydüşünüp anlarsınızunderstand
🇹🇷 43:3 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.
gerçekten OAnd indeed, itiçindedir(is) inana(the) MotherKitap(of) the Bookkatımızda bulunanwith Uselbette yücedirsurely exaltedhikmetlidirfull of wisdom
🇹🇷 43:4 Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.
bırakalım mı?Then should We take awaysizifrom youuyarmaktanthe Remindervazgeçipdisregarding (you)diyebecauseoldunuzyou arebir kavima peopleaşırı gidentransgressing
🇹🇷 43:5 Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur'an'ı size göndermekten vaz mı geçelim?
ve niceAnd how manybiz gönderdikWe sentpeygamberofbir peygambera Prophetiçindeamongönce gelenlerthe former (people)
🇹🇷 43:6 Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.
veAnd notonlara gelmezdicame to themhiçbirany Prophetpeygamberany Prophetetmedikleributidilerthey used toonunlamock at himalaymock at him
🇹🇷 43:7 Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
biz de helak ettikThen We destroyeddaha güçlü olanıstrongerbunlardanthan themyakalayarak(in) powerve geçtiand has passedörneği(the) exampleöncekilerin(of) the former (people)
🇹🇷 43:8 Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir.
andolsun eğerAnd ifonlara sorsanyou ask themkim?Whoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthelbette diyecekler kiThey will surely sayonları yarattıCreated themçok üstün olanthe All-Mightyçok bilenthe All-Knower
🇹🇷 43:9 Eğer sen onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı." derler.
O kiThe One Whokılandırmadesizin içinfor youyerithe earthbir beşika bedve yapandırand madesizefor youoradathereinyollarroadsumulur kiso that you mayhidayete eresiniz(be) guided
🇹🇷 43:10 O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi.