ve o kiAnd the One Whoindirendirsends downgöktenfromgökthe skysuwaterbir ölçü ilein (due) measureböylece canlandırdıkthen We reviveonunlawith itbir ülkeyia landölüdeadişte öylethussiz de çıkarılacaksınızyou will be brought forth
🇹🇷 43:11 Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız.
ve O kiAnd the One Whoyaratandırcreatedçiftlerithe pairsbütünall of themve var edendirand madesizefor yougemiler[of]gemilerthe shipsve hayvanlarand the cattlebineceğinizwhatbinersinizyou ride
🇹🇷 43:12 Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.
binmeniz içinThat you may sit firmlyüzerineononların sırtlarıtheir backssonrathenanmanız içinrememberni'metini(the) favorRabbinizin(of) your Lordzamanwhenbindiğinizyou sit firmlyonlaraon themve (şöyle) demeniz içinand sayşanı yücedirGlory be (to)hizmetimize vereninthe One Whoboyun eğdirdi(has) subjectedbizimto usbunuthisyoksaand notbiz değildikwe werebunuof it(hizmetimize) yanaştıracakcapable
🇹🇷 43:13 Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."
biz elbetteAnd indeed, weRabbimizetoRabbimizour Lorddöneceğizwill surely return
🇹🇷 43:14 "Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz."
ve tasarladılarBut they attributeO'nato HimkullarındanfromkullarıHis slavesbir parçaa portiongerçektenIndeedinsanmanbir nankördürsurely (is) clearly ungratefulapaçıksurely (is) clearly ungrateful
🇹🇷 43:15 Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.
yoksaOrkendisine aldı (mı?)has He takenyarattıklarındanof whatyarattıHe has createdkızlarıdaughtersve size seçtiand He has chosen (for) youoğullarısons
🇹🇷 43:16 Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?
ve ne zaman kiAnd whenmüjdelenseis given good newsonlardan birine(to) one of themanlattığıof whatortaya koyarhe sets upRahman'afor the Most Graciousbenzer olarak(as) a likenesskesilirbecomesyüzühis facekapkaradarkve oand heöfkesinden yutkunup durur(is) filled with grief
🇹🇷 43:17 Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
kimseyi mi?Then (is one) whoyetiştirilenis brought upiçindeinsüsornamentsveand hemücadeledeinçekişmethe disputeolmayan(is) notaçıkclear
🇹🇷 43:18 Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O'na isnad ediyorlar?
ve saydılarAnd they mademeleklerithe Angelsolanthose whoonlarthemselveskulları(are) slavesRahman'ın(of) the Most Graciousdişifemalesşahid mi oldular?Did they witnessonların yaratılışlarınatheir creationyazılacaktırWill be recordedşahidlikleritheir testimonyve (bundan) sorulacaklardırand they will be questioned
🇹🇷 43:19 Onlar Rahman olan Allah'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.
ve dediler kiAnd they sayeğerIfdileseydihad willedRahmanthe Most Graciousbiz onlara tapmazdıkwe would not have worshipped themonlara tapmazdıkwe would not have worshipped themyokturNotonlarınthey havebu husustaabout thathiçbiranybilgileriknowledgeonlarNothingyaparlarthey (do)sadecebutsaçmalıyorlarlie
🇹🇷 43:20 Onlar: "Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
yoksa?Oronlara (mı) vermişiz?have We given thembir Kitapa bookbundan öncebefore itondan öncebefore itonlarso theyonato itsarılıyorlar(are) holding fast
🇹🇷 43:21 Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?
hayırNaydediler kithey sayelbette bizIndeed, webulduk[we] foundbabalarımızıour forefathersüzerindeuponbir dina religionve elbette biz deand indeed, weüzerindeononların izleritheir footstepsgidiyoruz(are) guided
🇹🇷 43:22 Hayır, onlar sadece: "Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz." dediler.
Mahmoud Khalil Al-Husary