☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
buThatmüjdelediğidir(is of) whichAllah müjdelerAllah gives glad tidingsAllah'ınAllah gives glad tidingskullarını(to) His slaves inananthose whoiman ederlerbelieveve yapanand doiyi işlerrighteous deedsde kiSayben sizden istemiyorumNotsizden isterimI ask youbunu karşılıkfor itbir ücretany paymentancakexceptarzu ediyorumthe love(Allah'a) yaklaşmayıamongakrabalarthe relativesve kimAnd whoeveryaparsaearnsbir iyilikany goodartırırızWe increaseonafor himonunthereiniyiliğinigoodşüphesizIndeedAllahAllahbağışlayandır(is) Oft-Forgivingkarşılık verendirAll-Appreciative
🇹🇷 42:23 İşte Allah iman edip salih amel işleyen kullarını bununla müjdeler. Ey Muhammed! De ki: "Ben bu tebliğime karşı sizden akrabalıkta sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum." Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verir.
yoksaOrdiyorlar (mı?)(do) they sayuydurduHe has inventedkarşıaboutAllah'aAllahyalana lieöyle bir durumdaBut ifdileseAllah willedAllahAllah willedmühür basarHe would sealüzerine[over]senin kalbinyour heartve mahvederAnd Allah eliminatesAllahAnd Allah eliminatesbatılıthe falsehoodve yerleştirirand establisheshakkıthe truthsözleriyleby His Wordsşüphesiz OIndeed, Hebilir(is) All-Knowingözünüof whatgöğüslerin(is in) the breasts
🇹🇷 42:24 Yoksa onlar, senin hakkında: "Allah'a karşı yalan uydurdu." mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalplerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir.
ve O'dur kiAnd Hekabul eder(is) the One Whokabul ederacceptstevbeyithe repentancekullarındanofkullarıHis slavesve affederand pardonskötülüklerden[of]kötülükthe evilve bilirand He knowsnewhatyapıyorsunuzyou do
🇹🇷 42:25 Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O'dur.
ve dileklerini kabul ederAnd He answerskimselerinthose whoinanan(ların)believeve yapanlarınand doiyi işlerrighteous deedsve onlara daha fazlasını verirand increases (for) themlutuf ve keremindenfromO'nun lütfuHis Bountykafirlere gelinceAnd the disbelievers onlara da vardırfor thembir azab(will be) a punishmentçetinsevere
🇹🇷 42:26 Allah iman edip, salih amel işleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lütfundan daha fazlasını verir. Kâfirler için ise şiddetli bir azap vardır.
ve eğerAnd ifbollaştırsaydıAllah extendsAllahAllah extendsrızkıthe provisionkullarınafor His slavesazarlardısurely they would rebelyeryüzündeinyeryüzüthe earthfakatbutindiriyorHe sends downölçüdein (due) measuredilediğiwhatO dilerHe willsçünkü OIndeed, Hekullarını(n her halini)of His slaveshaber alandır(is) All-AwaregörendirAll-Seer
🇹🇷 42:27 Eğer Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görür.
ve O'durAnd Heindiren(is) the One Whoindirirsends downyağmuruthe rainsonraaftersonraafterumutlarını kestikten[what]ümit kestilerthey have despairedve yayanand spreadsrahmetiniHis mercyve OAnd Hevelidir(is) the Protectorövülmüştürthe Praiseworthy
🇹🇷 42:28 İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur. Övülmeye layık olan gerçek dost O'dur.
veAnd amongO'nun ayetlerindendirHis Signsyaratması(is the) creationgökleri(of) the heavensve yeriand the earthveand whateveryaydığıHe has dispersedbunların içinein both of themcanlılardanofcanlılar(the) creaturesve OAnd Heonları toplamağa(is) overtoplanmalarıtheir gatheringzamanwhendilediğiHe willskadirdirAll-Powerful
🇹🇷 42:29 Gökleri yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları yaratması da Allah'ın kudretinin delillerindendir. O'nun dilediği zaman onları biraraya toplamaya da gücü yeter.
veAnd whateverbaşınıza gelenbefalls youherhangi birofmusibet(the) misfortuneyüzündendir(is because) of whatyaptığı (işler)have earnedkendi ellerinizinyour handsve affederBut He pardonsbirçoğunu[from]çokmuch
🇹🇷 42:30 Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.
ve değilsinizAnd notsizyouaciz bıracacak(can) escapeyer yüzündeinyeryüzüthe earthve yokturand notsizinfor youbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahhiçbiranyvelinizprotectorne deand notbir yardımcı(nız)any helper
🇹🇷 42:31 Siz yeryüzünde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'tan başka bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.