ve kimselerinAnd those whotartışan(ların)arguehakkındaconcerningAllahAllahsonraaftersonraafterkabul ettikten[what]O'na icabet edildiresponse has been made to Himonuresponse has been made to Himdelilleritheir argumentbatıldır(is) invalidyanındawithRableritheir Lordve üzerlerine vardırand upon thembir gazab(is) wrathve onlara vardırand for thembir azab(is) a punishmentşiddetlisevere
🇹🇷 42:16 Allah'ın davetine uyulduktan sonra, hâlâ O'nun dini hakkında mücadele edenlerin, getirdikleri deliller Rableri yanında batıldır. Onların üzerinde bir gazab ve kendileri için şiddetli bir azab vardır.
Allah'tırAllahki(is) the One Whoindirdi(has) sent downKitabıthe Bookgerçeği içerenin truthve ölçüyüand the Balancene?And whatbilirsinwill make you knowbelkiPerhaps(o) sa'atthe Houryakındır(is) near
🇹🇷 42:17 Bu kitabı ve ölçüyü hakla indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır!
çabuk gelmesini isterlerSeek to hastenonun[of] itkimselerthose whoinanmayan(lar)(do) notiman ederlerbelieveonain itkimseler iseand those whoinanan(lar)believekorkarlar(are) fearfulondanof itve bilirlerand knowonunthat itgerçek olduğunu(is) the truthiyi bil kiUnquestionablyelbetteindeedkimselerthose whotartışan(lar)disputehakkındaconcerning(o) sa'atthe Houriçindedirler(are) certainly inbir sapıklıkerroruzakfar
🇹🇷 42:18 O'na inanmayanlar kıyametin çabuk gelmesini istiyorlar. İnananlar ise O'ndan korkarlar ve O'nun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet saati hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
AllahAllahlutufkardır(is) Subtlekullarınawith His slavesrızıklandırırHe gives provisionkimseyi(to) whomdilediğiHe willsve OAnd Hekuvvetlidir(is) the All-Stronggaliptirthe All-Mighty
🇹🇷 42:19 Allah kullarına çok lütufkârdır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetlidir, çok güçlüdür.
kimWhoeveriseisistiyordesiringekinini(the) harvestahiret(of) the Hereafter artırırızWe increaseonun içinfor himonun ekininiinekinihis harvestve kimAnd whoeveriseisistiyordesiringekinini(the) harvestdünya(of) the worldona veririzWe give himondan bir şeyof itfakat olmazbut notonunfor himahiretteinahiretthe Hereafterhiçbiranynasibishare
🇹🇷 42:20 Her kim ahiret kazancını isterse, biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
yoksaOronların var (mı?)for themortakları(are) partnersşeriat kılanwho have ordainedkendilerinefor themdiniofdinthe religionizin vermediğiwhatdeğilnotAllah ona izin verdiAllah has given permission of itonuAllah has given permission of itAllah'ınAllah has given permission of iteğer olmasaydıAnd if notsözü(for) a wordayırımdecisivederhal hüküm verilirdisurely, it (would have) been judgedaralarındabetween themve kuşkusuzAnd indeedzalimler (için)the wrongdoersonlara vardırfor thembir azab(is a) punishmentacıklıpainful
🇹🇷 42:21 Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır.
görürsünYou will seezalimlerinthe wrongdoerskorkudan titrediklerinifearfulyüzündenof whatyaptıkları işlerthey earnedve oand itbaşlarına inerken(will) befallonların[on] themfakatAnd those whoinananlarbelieveve yapanlarand doiyi işlerrighteous deedsbahçelerindedirler(will be) inçiçekli bahçelerflowering meadowscennet(of) the Gardensonlara vardırfor themher şey(is) whateverdilediklerithey wishyanındawithRablerinintheir LordişteThat buduritlutuf(is) the Bountybüyükthe Great
🇹🇷 42:22 Sen kıyamet günü kazandıkları şeyin cezası başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlar için istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Mahmoud Khalil Al-Husary