biri de (şudur)And amongO'nun ayetlerindenHis Signssen(is) that yougörürsünseetoprağıthe earthboynu bükükbarrenzamanbut whendöktüğümüzWe send downonun üzerineupon itsuyuwatertitreşirit is stirred (to life)ve kabarırand growselbetteIndeedonu diriltenthe One Whoonu diriltirgives it lifediriltir(is) surely the Giver of lifeölüleri de(to) the deadelbette OIndeed, Heüzerine(is) onhereveryşeythingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 41:39 Senin yeryüzünü boynu bükük, kupkuru görmen de Allah'ın kudretinin delillerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir ve kabarır. Şüphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka ölüleri de diriltir. Doğrusu O'nun her şeye gücü yeter.
şüphesizIndeeddoğruluktan sapanlarthose whoeğip bükerlerdistorthususunda[in]ayetlerimizOur Versesgizli kalmazlar(are) notgizlihiddenbizefrom Uskimse mi?So, is (he) whoatılanis castiçineinateşinthe Firedaha iyidirbetteryoksaorkimse (mi?)(he) whogelencomesgüvenlesecuregünü(on the) Daykıyamet(of) ResurrectionyapınDonewhatdiliyorsanızyou willelbette OIndeed, Heşeyleriof whatyaptıklarınızıyou dogörmektedir(is) All-Seer
🇹🇷 41:40 Âyetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp inkâra sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde ateşe atılacak olan mı daha hayırlıdır, yoksa kıyamet günü güven içinde gelecek olan mı? İstediğinizi yapın. Şüphesiz ki Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görür.
şüphesizIndeedonlarthose whoinkar ettilerdisbelieveZikr'i (Kur'an'ı)in the Reminderkendilerine gelenwhenonlara gelirit comes to themhalbuki oAnd indeed, itbir Kitaptır(is) surely a Bookazizmighty
🇹🇷 41:41 Kur'ân kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, mutlaka cezalarını çekceklerdir. O gerçekten çok değerli bir kitaptır.
ona gelmezNotona gelircomes to itboşa çıkaracak bir sözthe falsehoodönündenfromondan öncebefore itondan öncebefore itne deand notarkasındanfromonun ardındabehind itindirilmiştirA Revelationhüküm ve hikmet sahibindenfromhüküm ve hikmet sahibi(the) All-Wiseçok övülenden(the) Praiseworthy
🇹🇷 41:42 Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
değildirNotsöylenenis saidsanato youbaşka bir şeyexceptolandanwhatsöylenmişwas saiddenildiwas saidelçilereto the Messengerssenden öncekibefore yousenden öncebefore youkuşkusuzIndeedRabbinyour Lordsahibi(is) Possessorbağışlama(of) forgivenessve sahibidirand Possessorazab(of) penaltyacıpainful
🇹🇷 41:43 Ey Muhammed! Sana senden önceki peygamberlere söylenenden başka bir şey söylenmiyor. Şüphesiz ki senin Rabbin hem mağfiret sahibidir hem de acı verecek bir azap sahibidir.
ve eğerAnd ifbiz onu yapsaydıkWe (had) made itbir Kur'ana Quranyabancı (dilde)(in) a foreign (language)derlerdi kithey (would have) saiddeğil miydi?Why notaçıklanmalıare explained in detailonun ayetleriits versesyabancı söz mü?(Is it) a foreign (language)arab olanaand an Arabde kiSayoIt (is)içinfor those whoinananlarbelievebir yol göstericidira guidanceve (gönüllere) şifadırand a healinggelinceAnd those whoinanmayanlara(do) notiman ederlerbelievevardırinonların kulaklarındatheir earsbir ağırlık(is) deafnessve oand itonlara(is) for thembir körlüktürblindnessonlarThoseçağırılıyorlarare being calledbir yerdenfrombir yera placeuzakfar
🇹🇷 41:44 Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân yapsaydık onlar mutlaka: "Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
ve andolsunAnd certainlybiz vermiştikWe gaveMusa'yaMusaKitabıthe Bookfakat ayrılığa düşülmüştübut disputes aroseondathereinve eğer olmasaydıAnd had it not beenbir söz(for) a wordgeçmiş(that) precededRabbindenfromRabbinyour Lordderhal hüküm verilirdisurely, would have been settledaralarındabetween themfakat onlarBut indeed, theyiçindedirlersurely (are) inbir kuşkudoubtondanabout itişkillidisquieting
🇹🇷 41:45 Andolsun ki biz Musa'ya Tevrat'ı vermiştik de onda ihtilafa düşmüşlerdi. Eğer Rabbin tarafından azabın ertelenmesine dair bir söz geçmeseydi mutlaka aralarında hüküm verilirdi. Gerçekten onlar Kur'ân hakkında bir şüphe ve tereddüt içindedirler.
kimWhoeveryaparsadoesiyi işrighteous deedsyararı kendisinedir;then it is for his soulve kimand whoeverkötülük yaparsadoes evilzararı kendisinedirthen it is against itve değildirAnd notRabbin(is) your Lordzulmediciunjustkullarato His slaves
🇹🇷 41:46 Her kim iyi bir iş yaparsa, kendi lehine yapmış olur. Kim de bir kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Rabbin kullara zulmedecek değildir.
Mahmoud Khalil Al-Husary