buyurdu kiHe saidgerçektirThen (it is) the truthve gerçektenand the truthben diyorum kiI say
🇹🇷 38:84 Allah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim."
elbette dolduracağımSurely I will fillcehennemiHellsendenwith youve kimselerdenand those whosana uyanfollow youonlar içindeamong themtümüyleall
🇹🇷 38:85 "Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım."
de kiSayben sizden istemiyorumNotsizden isterimI ask of youbuna karşıfor ithiçbiranyücretpaymentve değil(im)and notbenI amyapmacık yapanlardanofgösteriş yapanlarthe ones who pretend
🇹🇷 38:86 Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum."
değildirNotO (Kur'an)it (is)başkasıexceptöğüt(ten)a Reminderbütün alemlereto the worlds
🇹🇷 38:87 "O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür. "
gayet iyi bileceksinizAnd surely you will knowonun haberiniits informationsonraafterbir sürea time
🇹🇷 38:88 "Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
indirilmesi(The) revelationKitabını(of) the Booktarafındandır(is) fromAllahAllahazizthe All-Mightyhüküm ve hikmet sahibithe All-Wise
🇹🇷 39:1 Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır.
elbette bizIndeed, Weindirdik[We] have revealedsanato youbu Kitabıthe Bookhak ilein truthsen kulluk etso worshipAllah'aAllahhalis kılarak(being) sincereyalnız O'nato Himdini(in) the religion
🇹🇷 39:2 Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et.
iyi bil kiUnquestionablyyalnız Allah'ındırfor Allahdin(is) the religionhalisthe pureve kimselerAnd those whoedinentakeO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides Himdostlarprotectorsbiz bunlara tapmıyoruzNotonlara taparızwe worship themdışıda (bir sebeple)exceptbizi yaklaştırmalarıthat they may bring us nearAllah'atoAllahAllahdaha yakın(in) nearnessşüphesiz kiIndeedAllahAllahhükmünü verecektirwill judgeonlar arasındabetween themne kiinnewhatonlartheyonun hakkında[in it]ayrılığa düşüyorlardifferşüphesiz kiIndeedAllahAllahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguideolanı(one) whoo[he]yalancı(is) a liarnankörand a disbeliever
🇹🇷 39:3 İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.
eğerIfisteseydiAllah (had) intendedAllahAllah (had) intendededinmektoalırlartakeçocuka sonelbette seçerdisurely, He (could) have chosenyarattıklarındanfrom whatyaratırHe createsnewhateverdiliyorsaHe willedO (bundan münezzehtir) yücedirGlory be to HimOHeAllah'tır(is) Allahtekthe Onekahredicithe Irresistible
🇹🇷 39:4 Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama o bundan münezzehtir. O, tek ve kahredici olan Allah'tır.
yarattıHe createdgöklerithe heavensve yeriand the earthhak ilein [the] truthörterHe wrapsgeceyithe nightüzerineovergündüzünthe dayve örterand wrapsgündüzüthe dayüzerineovergeceninthe nightve buyruğu altına almıştırAnd He subjectedgüneşithe sunve ayıand the moonher birieachakıp gitmektedirrunningsüreye kadarfor a termbelli birspecifiediyi bil kiUnquestionablyOHeazizdir(is) the All-Mightyve çok bağışlayandırthe Oft-Forgiving
🇹🇷 39:5 O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ay'ı emrine âmade kılmış, her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bil ki, çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan ancak O'dur.
Mahmoud Khalil Al-Husary