O'durHesizi yapan(is) the One Whosizi yaptımade youhalifeler (yöneticiler)successorsyeryüzündeinyeryüzüthe earthartık kimAnd whoevernankörlük edersedisbelieveskendi zararınadırthen upon himnankörlüğü(is) his disbeliefveAnd notartırmazincreasekafirlerinthe disbelieversküfrütheir disbeliefyanındanearRableritheir Lordbaşka bir şeyexceptgazabdan(in) hatredve ne deand notartırmaz;increasekafirlerinthe disbelieversküfrütheir disbeliefbaşka bir şeyexceptziyandan(in) loss
🇹🇷 35:39 Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Artık kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kâfirlerin küfürleri, Rablerinin katında kendilerine buğzdan başka bir şey artırmaz, kâfirlerin küfürleri kendilerine zarardan başka bir şey artırmaz.
de kiSaysiz gördünüz mü?Have you seenortaklarınızıyour partnersyalvardığınızthose whomçağırırsınızyou callbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahbana gösterinShow Mehangi şeyi?whatyarattılarthey have createdyerdenfromyeryüzüthe earthyoksaoronların var (mı?)for themortaklıkları(is) a sharegöklerdeingöklerthe heavensyoksaOrbiz onlara verdik dehave We given thembir Kitapa Bookonlar daso theyüzerindeler(are) onbir delila clear proofondantherefromhayırNayva'detmiyorlarnotvaatpromiseo zalimlerthe wrongdoersbirbirlerinesome of thembirbirlerine(to) othersbaşka bir şeyexceptaldatmakdandelusion
🇹🇷 35:40 De ki: "Gördünüz ya, Allah'ı bırakıp da tapmakta olduğunuz ortaklarınızı! Gösterin bana, yer yüzünden neyi yaratmışlardır?" Yoksa onların gök yüzünde bir ortaklığı mı var? Yoksa biz kendilerine bir kitap vermişiz de ondan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar? Hayır o zalimler, birbirlerine aldatmadan başka bir vaadde bulunmuyorlar.
şüphesizIndeedAllahAllahtutmaktadırupholdsgöklerithe heavensve yeriand the earthyıkılmamaları içinlestvazgeçerlerthey ceaseandolsunAnd ifikisi yıkılsathey should ceaseonları tutamaznotonları tutabilircan uphold themhiçanykimseoneondan sonraafter HimO'ndan sonraafter Himşüphesiz OIndeed, Hehalimdirisçok halîmMost Forbearingçok bağışlayandırOft-Forgiving
🇹🇷 35:41 Doğrusu gökleri ve yeri yok oluvermekten, Allah tutuyor. Andolsun ki eğer yok oluverirlerse, onları O'ndan başka kimse tutamaz. Gerçekten O, çok yumuşak davranır, çok bağışlayıcıdır.
ve yemin ettilerAnd they sworeAllah'aby Allahbütün gücüyle(the) strongestyeminlerinin(of) their oathsandolsun eğerthat ifkendilerine gelirsecame to thembir uyarıcı (peygamber)a warnerolacaklarınasurely, they would bedaha çok doğru yoldamore guidedherbirthanhiçbiranymilletten(of) the nationsfakatBut whengelincecame to themuyarıcıa warneronların arttırmadınotonları artırdıit increased thembaşka bir şeybutnefretten(in) aversion
🇹🇷 35:42 Olanca güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ümmetlerin herhagi birinden daha doğru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntüleriniartırdı.
büyüklük taslama(larını)(Due to) arroganceyeryüzündeinyerthe landve tuzak(lar) kurma(larını artırdı)and plottingkötü(of) the eviloysabut notdolanmazencompassestuzakthe plotkötü(of) the evilbaşkasınaexceptsahibi(nden)its own peoplebekliyorlar-mı?Then dobekliyorlarthey waithariçexceptyasasından(the) wayöncekilerin(of) the former (people)halbukiBut neverbulamazsınyou will findyasasındain (the) wayAllah'ın(of) Allahbir değişmeany changeveand neverbulamazsınyou will findyasasındain (the) wayAllah'ın(of) Allahbir sapmaany alteration
🇹🇷 35:43 (Bu da) yeryüzünde bir kibirlenme ve bir suikast düzenidir. Halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer. O halde öncekilerin kanunundan başka ne gözetiyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın. Sen Allah'ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.
hiç gez(ip dolaş)madılar mı?Have they notyolculuk ettilertraveledyeryüzündeinyerthe landgörsünlerand seennasılhowolduğunuwassonunun(the) endkimselerin(of) those whokendilerinden önceki(were) before themonlardan öncekiler(were) before themonlar idilerAnd they weredaha güçlüstrongerbunlardanthan themkuvvet bakımından(in) powerve yokturBut notAllah'ıisAllahAllahengelleyecekthat can escape (from) Himhiçbiranyşeythinggöklerdeingöklerthe heavensve yokturand notyerdeinyeryüzüthe earthşüphesiz OIndeed, Hebilendirisher şeyi bilenAll-KnowergüçlüdürAll-Powerful
🇹🇷 35:44 Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır.
Mahmoud Khalil Al-Husary