☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ سبإمَكِّيَّة ۝ ٥٤ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

hamdAll praisesAllah'a mahsustur(be) to Allahöyle kithe One to Whom belongsonundurthe One to Whom belongsne varsawhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve ne varsaand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve O'na mahsusturand for Himhamd(are) all praisesahiretteinahiretthe Hereafterve OAnd Hehüküm ve hikmet sahibidir(is) the All-Wisehaber alandırthe All-Aware
🇹🇷 34:1 Hamd, o Allah'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır.
bilirHe knowsne kiwhatgiriyorpenetratesiçineinyerinthe earthve ne kiand whatçıkıyorcomes outondanfrom itve ne kiand whatiniyordescendsgöktenfromgökthe heavenve ne kiand whatçıkıyorascendsorayathereinve OAnd Heçok esirgeyendir(is) the Most Mercifulçok bağışlayandırthe Oft-Forgiving
🇹🇷 34:2 Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyorsa (Allah) hepsini bilir. O çok merhamet edicidir. Çok bağışlayıcıdır.
ve dediler kiBut saykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievebize gelmezNotbize gelecekwill come to ussa'atthe Hourde kiSayhayırNayRabbim hakkı içinby my Lordo mutlaka size gelecektirsurely it will come to youbilen(He is the) Knowergaybı(of) the unseengizli kalmazNotkaçmazescapesO'ndanfrom Himağırlığınca(the) weightzerre(of) an atomolaningöklerdethe heavensne deand notolaninyerdethe earthve yokturand notküçüksmallerbundanthanşuthatve yokturand notbüyükgreaterki olmasınbutbir Kitapta(is) inbir kitapa RecordapaçıkClear
🇹🇷 34:3 İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."
mükafatlandırması içinThat He may rewardkimselerithose whoinanan(ları)believeve yapanlarıand doiyi işlerrighteous deedsişteThose onlar için vardırfor themmağfiret(will be) forgivenessve rızıkand a provisiongüzelnoble
🇹🇷 34:4 Çünkü Allah iman edip iyi ameller işleyenlere mükafat verecektir. İşte onlar için bir mağfiret ve cömertçe verilmiş bol rızık vardır.
kimseler iseBut those whoçalışan(lar)strivehakkındaagainstayetlerimizOur Versesaciz bırakmağa(to) cause failure iştethose onlar için vardırfor thembir azab(is) a punishmentpisliktenofkötü huylufoul natureacıpainful
🇹🇷 34:5 Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, onlar için de pek kötü ve elem verici bir azab vardır.
ve görürlerAnd seekimselerthose whokendilerine verilen(ler)have been givenbilgithe knowledgeindirilenin(that) whatvahyolunuris revealedsanato youRabbindenfromRabbinyour Lordgerçek olduğunu[it]haktır(is) the Truthve ilettiğiniand it guidesyoluna;toyol(the) Pathmutlak galib(of) the All-Mightyve hamde layık olanınthe Praiseworthy
🇹🇷 34:6 Kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur'ân, hakkın kendisidir. O, gücüne nihayet olmayan, her hamde lâyık bulunan Allah'ın yolunu gösteriyor.
ve dediler kiBut saykimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievemi?Shallsize gösterelimwe direct youbir adamtobir adama mansize haber verenwho informs youzamanwhensiz parçalandığınızyou have disintegratedtamamen(in) totaldağılıpdisintegrationsizinindeed youiçinde olacağınızısurely (will be) inbir yaratılışa creationyeninew
🇹🇷 34:7 Böyle iken inkâr edenler şöyle dediler: "Siz öldükten sonra, didik didik parçalandığınız vakit, yeniden bir yaratılış içinde bulunacaksınız diye, size birtakım haberler veren kişiyi gösterelim mi?"