☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
O'nun ayetlerinden (biri de)And amongO'nun ayetleriHis Signsdurmasıdır(is) thatdururstandsgöğünthe heavensve yerinand the earthO'nun buyruğuylaby His CommandsonraThenzamanwhensizi çağırdığıHe calls youbir tek da'vetle(with) a callyerdenfromyeryüzüthe earthbir de bakarsınız kibeholdsizYouçıkıyorsunuzwill come forth
🇹🇷 30:25 Yine göğün ve yerin, emriyle durması da O'nun âyetlerindendir. Sonra sizi bir tek çağırışla çağırdığı zaman bir de bakarsınız ki (yerden diriltilip çıkarılıyorsunuz).
ve O'nundurAnd to Him (belongs)kimselerwhoeverbulunan(is) ingöklerdethe heavensve yerdeand the earthhepsiAllO'nato Himita'at etmektedirler(are) obedient
🇹🇷 30:26 Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. Hepsi de O'na itaat etmektedirler.
ve OAnd Heki(is) the One Whobaşlaroriginatesyaratmağathe creationsonrathenonu tekrarlarrepeats itve buand itdaha kolaydır(is) easierO'nafor Himve O'nundurAnd for Himdurum(is) the descriptionen yücethe highestgöklerdeingöklerthe heavensve yerdeand the earthve OAnd Heüstündür(is) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirthe All-Wise
🇹🇷 30:27 Hem yaratmayı ilkin yapan O'dur. Sonra onu çevirip yeniden yapacak olan da O'dur ki, bu O'na çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek şan ve şeref O'nundur. O çokgüçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
misal verdiHe sets forthsizeto youbir benzetmeylean examplekendinizdenfromkendinizyourselvessizin için varmı dır?Issizin içinfor youbulunanlar (köleler) danamongnewhatsahiptirlerpossesssizin ellerindeyour right handsortaklardananyortaklarpartnersşeylerdeinnewhatsizi rızıklandırdığımızWe have provided yousizinleso youondain iteşit olan(are) equalonlardan çekindiğinizyou fear themçekindiğiniz gibias you fearbirbirinizdenyourselvesişte böyleThusbiz açıklıyoruzWe explainayetlerithe Versesbir toplum içinfor a peopleaklını kullanan(who) use reason
🇹🇷 30:28 Allah, size kendinizden bir misâl verdi: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz.
hayırNayuydularfollowzulmedenlerthose whozulmederlerdo wrongkeyiflerinetheir desiresolmaksızın;withoutbilgi(leri)knowledgekim?Then whoyola getirebilir(can) guidekimseyi(one) whomşaşırttığıAllah has let go astrayAllah'ınAllah has let go astrayve yokturAnd notonlarınfor themhiçbiranyyardımcılarıhelpers
🇹🇷 30:29 Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına uydular. Artık Allah'ın şaşırdığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.
çevirSo setyüzünüyour facedineto the religionHanif olarakuprightyaratmasınaNatureAllah'ın(made by) Allahki(upon) whichyaratmıştırHe has createdinsanlarımankindona göre[on it]değiştirilemezNodeğişmechangeyaratması(should there be) in the creationAllah'ın(of) Allahişte odurThatdin(is) the religiondoğruthe correctfakatbutçoğumostinsanlarınmenbilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 30:30 O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
yönelinTurningyalnız O'nato Himve O'ndan korkunand fear Himve kılınand establishnamazıthe prayerveand (do) notolmayınbeortak koşanlardanofmüşriklerthe polytheists
🇹🇷 30:31 Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.
onlar kiOfonlar kithose whoparçaladılardividedinlerinitheir religionve oldularand becomebölük bölüksectshereachguruppartyolanlain whatkendi yanındathey havesevinmektedirrejoicing
🇹🇷 30:32 O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.