☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ey oğullarımO my sonsgidinGoaraştırınand inquireYusuf'uaboutYusufYusufve kardeşiniand his brotherumut kesmeyinand notümitsizliğe düşerdespairrahmetindenofAllah'ın rahmeti(the) Mercy of AllahAllah'ın(the) Mercy of AllahziraIndeedumut kesmeznoneümidini keserdespairsrahmetindenofAllah'ın rahmeti(the) Mercy of AllahAllah'ın(the) Mercy of Allahbaşkasıexceptkavimdenthe peoplekafirthe disbelievers
🇹🇷 12:87 "Ey oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."
böyleceSo whengirdiklerindethey enteredonun huzurunaupon himdediler kithey saidEyO AzizvezirO Azizbize dokunduHas touched usve çocuklarımızaand our familydarlıkthe adversityve geldikand we have comebir sermaye ilewith goodsdeğersiz(of) little valuetam verbut pay (in) fullbizeto usölçyüthe measureve tasadduk eyleand be charitablebizeto usçünküIndeedAllahAllahmükafatlandırırrewardstasadduk edenlerithe charitable
🇹🇷 12:88 Sonra (Mısır'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey şanlı vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz sıkıntı içindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ölçek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyle. Çünkü Allah sadaka verenleri muhakkak mükafatlandırır."
dedi kiHe saidmi?Dobildinizyou knownelerwhatyaptığınızıyou didYusuf'awith Yusufve kardeşineand his brotherikenwhensizleryou werecahillerignorant
🇹🇷 12:89 O dedi ki: "Siz cahilliğinizde Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?"
dedilerThey saidyoksa sen misin?Are you indeedsensurely youYusufYusufdediHe saidbenI amYusuf'umYusufve bu daand thiskardeşimdir(is) my brothermuhakkakIndeedlutfettiAllah has been graciousAllahAllah has been graciousbizeto usdoğrusu oIndeed, hekimwhokorkarsafears Allahve sabrederseand (is) patientşüphesizthen indeedAllahAllahzayi etmez(does) notzayi ederlet go wasteecrini(the) rewardiyilik edenlerin(of) the good-doers
🇹🇷 12:90 Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."
dedilerThey saidvallahiBy Allahdoğrusucertainlyseni üstün kıldıAllah has preferred youAllahAllah has preferred youbizeover usve doğrusuand indeedbizwe have beensuç işlemiştiksinners
🇹🇷 12:91 Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize üstün kıldı. Biz gerçekten de büyük hata işlemiştik".
dediHe saidyokturNokınamablamesizeupon youbugüntodaybağışlarAllah will forgiveAllahAllah will forgivesiziyouve Oand Heen merhametlisidir(is) the Most Mercifulmerhametlilerin(of) those who show mercy
🇹🇷 12:92 Yusuf dedi: "Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, mağfiretiyle bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir."
götürünGobenim gömleğimiwith this shirt of mineşuwith this shirt of minekoyunand cast itüzerineoveryüzü(the) facebabamın(of) my fatherbaşlasınhe will regain sightgörmeyehe will regain sightve bana gelinAnd bring to meailenizle birlikteyour familybütünall together
🇹🇷 12:93 Alın şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelin."
ne zaman kiAnd whenayrılıncadepartedkervanthe caravandedi kitheir father saidbabalarıtheir father saidbenIndeed, Ialıyorum[I] findkokusunu(the) smellYusuf'un(of) Yusufeğerif notbana bunak demezsenizthatbeni akılca zayıf mı görüyorsunuzyou think me weakened in mind
🇹🇷 12:94 Ne zaman ki, kafile (Mısır'dan) ayrıldı, öteden babaları dedi ki: "Eğer bana bunak demezseniz, doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum."
dedilerThey saidvallahiBy Allahelbette senindeed, youiçindesinsurely (are) inşaşkınlığınınyour erroreskiold
🇹🇷 12:95 Dediler ki: "Vallahi sen hâlâ o eski şaşkınlığındasın."