dedilerThey saidinandıkWe believeRabbinein (the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 7:121 "Âlemlerin Rabbine iman ettik." dediler.
RabbineLordMusa'nın(of) Musave Harun'unand Harun
🇹🇷 7:122 "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."
dediSaidFir'avnFirauninandınız mı?You believedonain himöncebeforeben izin vermeden[that]izin veririmI give permissionsizeto youmuhakkak kiIndeedbuthisbir tuzaktır(is) surely a plotkurduğunuzyou have plotted itşehirdeinşehirthe cityçıkarmak içinso that you may drive outoradanfrom ithalkınıits peopleama yakındaBut soonbileceksinizyou will know
🇹🇷 7:123 Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"
elbette keseceğimI will surely cut offelleriniziyour handsve ayaklarınızıand your feetçaprazlamaofkarşı (taraflar)opposite (sides)sonraThenasacağımI will surely crucify youhepiniziall
🇹🇷 7:124 "Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım."
dediler kiThey saidbiz zatenIndeed, weRabbimizetoRabbimizour Lorddöneceğiz(will) return
🇹🇷 7:125 Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler.
veAnd notöc almıyorsunyou take revengebizdenfrom usdışındaexceptinanmamızthatiman ettikwe believedayetlerinein (the) SignsRabbimizin(of) our Lordzamanwhenbize geldiğithey came to usRabbimizOur LordboşaltPourüzerimizeupon ussabırpatienceve bizi öldürand cause us to diemüslümanlar olarak(as) Muslims
🇹🇷 7:126 "Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.
dedi kiAnd saidileri gelen bir toplulukthe chiefskavmindenofinsanlar(the) peopleFir'avn(of) Firaunbırakacak mısın?Will you leaveMusa'yıMusave kavminiand his peoplebozgunculuk yapsınlar diyeso that they cause corruptionyeryüzündeinyeryüzüthe earthve seni terk edipand forsake youve tanrılarınıand your godsdediHe saidbiz öldüreceğizWe will killonların oğullarınıtheir sonsve sağ bırakacağızand we will let livekadınlarınıtheir womenve biz daimaand indeed, weonların üstündeover themeziciler olacağız(are) subjugators
🇹🇷 7:127 Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."
dediSaidMusaMusakavmineto his peopleyardım isteyinSeek helpAllah'tanfrom Allahve sabredinand be patientşüphesizIndeedyeryüzüthe earthAllah'ındır(belongs) to Allahonu verirHe causes to inherit itkimseyewhomdilediğiHe willskullarındanofkullarıHis servantsve sonuçAnd the endkorunanlarındır(is) for the righteous
🇹🇷 7:128 Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."
dedilerThey saidbize işkence edildiWe have been harmedöncedenfromöncebeforesen bize gelmezden[that]bize geldinizyou came to usvefromsonradanand aftersen bize geldikten[what]bize geldinyou have come to usdediHe saidumulur kiPerhapsRabbinizyour Lordyok eder[that]helâk edecekwill destroydüşmanınızıyour enemyve sizi hakim kılarand make you successorsyeryüzüneinyeryüzüthe earthböylece bakarthen seenasılhowhareket edeceğinizeyou will do
🇹🇷 7:129 Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır."
ve andolsunAnd certainlybiz tuttukWe seizedailesini(the) peopleFir'avn(of) Firaunyıllarcawith years (of famine)ve darlığıylaand a deficitürünlerinofmeyveler[the] fruitsbelki (diye)so that they mayöğüt alırlarreceive admonition
🇹🇷 7:130 Gerçekten biz, Firavun sülâlesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlığı içinde tutup kıvrandırdık ki, düşünüp ibret alsınlar.
Mahmoud Khalil Al-Husary