☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
borçturObligatedbenim üzerimeonkithataslanotsöylemememI saykarşıaboutAllah'aAllahbaşkasınıexceptgerçektenthe truthandolsunVerilysize getirdimI (have) come to youaçık bir delilwith a clear SignRabbinizdenfromRabbinyour Lordartık gönderso sendbenimlewith meoğullarını(the) Childrenİsrail(of) Israel
🇹🇷 7:105 Allah'a karşı ilk görevim, hak olandan başka bir şey söylemememdir. Gerçekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artık İsrailoğullarını benimle gönder.
(Fir'avn) dediHe saideğerIfisenyou havegetirmişcomebir ayetwith a Signgetir bakalımthen bringonuitşayetifisenyou aredoğru söyleyenlerdenofdoğru söyleyenlerthe truthful
🇹🇷 7:106 Firavun: "Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söyleyenlerden isen onu göster" dedi.
bunun üzerine attıSo he threwasasınıhis staffbirdenand suddenlyoitbir ejderha (oluverdi)(was) a serpentaçıkçamanifest
🇹🇷 7:107 Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.
ve (böğründen) çıkardıAnd he drew outelinihis handbirdenand suddenlyoitbembeyaz parlayıverdi(was) whitebakanlar içinfor the observers
🇹🇷 7:108 Ve Musa elini koynundan çıkarıverdi, eli bembeyaz olmuş, bakanların gözünü kamaştırıyordu.
dedi(ler) kiSaidileri gelenlerthe chiefskavmindenofinsanlar(the) peopleFir'avn(of) FiraunmuhakkakIndeedbuthisbir büyücüdür(is) surely a magician çok bilgililearned
🇹🇷 7:109 Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dediler.
istiyorHe wantssizi çıkarmaktosizi çıkarırlardrive you outyurdunuzdanfromyurdunuzyour landne?so whatbuyurursunuz(do) you instruct
🇹🇷 7:110 O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi.
dedilerThey saidonu bekletPostpone himve kardeşini deand his brotherve gönderand sendşehirlereinşehirlerthe citiestoplayıcılar (olarak)gatherers
🇹🇷 7:111 Onlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler.
sana getirsinlerThey (will) bring to youbütün[with] everybüyücülerimagicianbilgililearned
🇹🇷 7:112 "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
ve geldiSo camebüyücülerthe magiciansFir'avn'a(to) FiraundedilerThey saidelbetteIndeedbizefor usbir mükafat var (değil mi?)surely (will be) a rewardeğerifolursakwe arebiz[we]üstün gelenthe victors
🇹🇷 7:113 O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dediler.
dediHe saidevetYeshem de sizand indeed youolanlardansınızsurely (will be) ofyakınlar(ım)the ones who are near
🇹🇷 7:114 "Evet" dedi (Firavun), "Üstelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız."
dediler kiThey saidEy MusaO Musaönce mi?Whethersen atacaksın[that]atarsınızyou throwyoksaor Whetherolalım[that]olacağızwe will bebiz (mi)[we](önce) atanlarthe ones to throw
🇹🇷 7:115 Sihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler.
dediHe saidsiz atınThrowne zaman kiThen whenatıncathey threwbüyüledilerthey bewitchedgözlerini(the) eyesinsanların(of) the peopleve onları ürküttülerand terrified themve getirdilerand came (up)bir büyüwith a magicbüyükgreat
🇹🇷 7:116 Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler.
ve biz de vahyettikAnd We inspiredMusa'yatoMusaMusadiyethatatThrowAsanıyour staff(bir de baktılar ki)and suddenlyoityakalayıp yutuyorswallow(ed)şeyleriwhatonların uydurduklarıthey (were) falsifying
🇹🇷 7:117 Biz de Musa'ya "Sen de asânı bırakıver." diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi.
ortaya çıktıSo was establishedgerçekthe truthve batıl olduand became futileşeylerwhatolduklarıthey used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 7:118 Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.
yenildilerSo they were defeatedoradathereve düştülerand returnedküçükhumiliated
🇹🇷 7:119 Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi.
ve kapandılarAnd fell downbüyücülerthe magicianssecdeyeprostrate
🇹🇷 7:120 Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar.