☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
Ey oğullarıO ChildrenAdem(of) AdamalınTakesüs(lü güzel giysiler)inizi'your adornmentherathereverymesci(de gidişiniz)demasjidve yeyinand eatve içinand drinkfakat israf etmeyinbut (do) notisraf etmeyinbe extravagantçünkü OIndeed, Hesevmez(does) notseverlerloveisraf edenlerithe extravagant ones
🇹🇷 7:31 Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez.
de kiSaykimWhoharam ettihas forbiddensüsü(the) adornmentAllah'ın(from) Allahçıkardığıwhichortaya çıkardıHe has brought forthkulları içinfor His slavesve güzeland the pure thingsrızıklarıofrızıksustenancede kiSayOTheykimselerindir(are) for those whoinanan(larındır)believehayatındaduringhayatthe lifedünya(of) the worldyalnız onlarındırexclusively (for them)günü de(on the) Daykıyamet(of) Resurrectionişte böyleThusbiz açıklıyoruzWe explainayetlerithe Signsbir topluluk içinfor (the) peoplebilenwho know
🇹🇷 7:32 De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur". İşte böylece biz âyetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.
de kiSaykesinlikleOnlyharam etmiştir(had) forbiddenRabbimmy Lordfuhuşlarıthe shameful deeds(gerek)whataçığını(is) apparentonunof it(gerek)and whatkapalısınıis concealedve günahıand the sinve saldırmayıand the oppressionyerewithouthaksız[the] rightveand thatortak koşmayıyou associate (others)Allah'awith Allahbir şeyiwhatindirmediğinotO indirdiHe (has) sent downhakkındaof ithiçbir delilany authorityveand thatsöylemeniziyou sayhakkındaaboutAllahAllahşeylerwhatbilmediğiniznotbilirsinizyou know
🇹🇷 7:33 De ki: "Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun açık ve gizli olanını, günahları, haksız yere isyanı, haklarında hiç bir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi yasaklamıştır".
ve herAnd for everyümmetinnationbir süresi vardır(is a fixed) termne zaman kiSo whengelincecomessüreleritheir termgeri kalmazlar(they can) notertelemek isterlerseek to delaybir anan hourve ne deand notöne geçemezlerseek to advance (it)
🇹🇷 7:34 Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
ey oğullarıO ChildrenAdem(of) AdameğerIfsize gelirsecome to youelçilerMessengerskendi içinizdenfrom youanlattıkarındarelatingsizeto youayetlerimiMy Verseskimselerethen whoeverkorunanfears Allahve uslananand reformsyokturthen nokorkufearüzelerineon themveand notonlartheyüzülmeyeceklerdirwill grieve
🇹🇷 7:35 Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah'tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.
kimselerBut those whoyalanlayandenyayetlerimiziOur Versesve büyüklenenlerand (are) arrogantonlara karşıtowards themişte onlarthosehalkıdır(are the) companionsateş(of) the Fireonlartheyoradain itsürekli kalacaklardırwill abide forever
🇹🇷 7:36 Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
kim olabilir?Then whodaha zalim(is) more unjustkimsedenthan (one) whouyduraninventedkarşıagainstAllah'aAllahyalana lieya daoryalanlayandeniesO'nun ayetleriniHis VersesonlaraThose erişirwill reach themnasipleritheir portionKitaptanfromKitapthe Booknihayetuntilgelincewhenonlara gelircomes to themelçilerimizOur messengers (Angels)canlarını alırken(to) take them in deathdiyeceklerthey sayhani nerede?Where areolduklarınızthose (whom)idinizyou used toyalvarmışinvokebaşkasınafrombaşkabesidesAlah'tanAllahdedilerThey saysapıp kayboldularThey strayedbizdenfrom usve şahidlik ettilerand they (will) testifyaleyhlerineagainstkendithemselveskendilerininthat theyolduklarınawerekafirlerdisbelievers
🇹🇷 7:37 Allah'a karşı yalan uyduran yahut âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap'tan nasipleri erişir. Canlarını alacak elçilerimiz gelince onlara: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" derler. Onlar: "O taptıklarımız bizden sapıp ayrıldılar." derler. Böylece kendilerinin kâfir olduklarına bizzat şahitlik ederler.