بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
sana geldimi?Hassize gelir(there) come to youhaberi(the) newssarıp kaplayacak olanın(of) the Overwhelming
🇹🇷 88:1 O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
yüzler var kiFaceso günthat Dayöne düşüktür(will be) humbled
🇹🇷 88:2 Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.
çalışırLaboringyorulurexhausted
🇹🇷 88:3 Çalışmış, yorulmuştur.
girerlerThey will burnateşe(in) a Firekızgınintensely hot
🇹🇷 88:4 Kızışmış bir ateşe girer.
kendilerine içirilirThey will be given to drinkbir gözedenfrombir pınara springkaynamışboiling
🇹🇷 88:5 Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
yokturNot isonlar içinfor themyiyecekfoodbaşkaexceptkuru dikendenfromacı dikenli bir bitkia bitter thorny plant
🇹🇷 88:6 Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
o beslemezNotbeslerit nourishesveand notgidermezit availsaçlığından bir şeyfromaçlıkhunger
🇹🇷 88:7 O da ne besler, ne de açlığı giderir.
yüzler de var kiFaceso günthat Dayni'met içinde mutludur(will be) joyful
🇹🇷 88:8 Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
işindenWith their effortmemnunsatisfied
🇹🇷 88:9 Yaptığından hoşnuttur.
bir bahçededirInbir bahçea gardenyüksekelevated
🇹🇷 88:10 Yüksek bir cennettedir.
işitmezlerNotişiteceklerthey will hearoradathereinboş sözvain talk
🇹🇷 88:11 Orada boş bir söz işitmez.
orada vardırThereinbir kaynak(will be) a springakanflowing
🇹🇷 88:12 Orada akan bir kaynak,
oradaThereintahtlar(will be) thronesyükseltilmişraised high
🇹🇷 88:13 Yükseltilmiş divanlar,
ve kadehlerAnd cupskonulmuşput in place
🇹🇷 88:14 Konulmuş kadehler,
ve yastıklarAnd cushionsdizilmişlined up
🇹🇷 88:15 Dizilmiş koltuklar, yastıklar,
ve halılarAnd carpetsserilmişspread out
🇹🇷 88:16 Serilmiş halılar vardır.
bakmıyorlar mı?Then do notbakarlarthey lookdeveleretowardsdevelerthe camelsnasılhowyaratılmışthey are created
🇹🇷 88:17 Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
veAnd towardsgöğethe skynasıl?howyükseltilmişit is raised
🇹🇷 88:18 Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
veAnd towardsdağlarathe mountainsnasıl?howdikilmişthey are fixed
🇹🇷 88:19 Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
veAnd towardsyerethe earthnasıl?howyayılıp döşenmişit is spread out
🇹🇷 88:20 Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?
öğüt verSo remindçünkü ancakonlysenyouöğüt verensin(are) a reminder
🇹🇷 88:21 Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
değilsinYou are notonların üzerindeover themzorlayıcıa controller
🇹🇷 88:22 Onların üzerinde bir zorba değilsin.
ancakButkimwhoeveryüz çevirirseturns awayve inanmazsaand disbelieves
🇹🇷 88:23 Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,
ona azab ederThen will punish himAllahAllahazabla(with) the punishmenten büyükgreatest
🇹🇷 88:24 Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
şüphesizIndeedbizedirto Usdönüşleri(will be) their return
🇹🇷 88:25 Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.
sonraThenşüphesizindeedbize düşerupon Usonların hesabı(is) their account
🇹🇷 88:26 Sonra da bize hesap verecekler.
Mahmoud Khalil Al-Husary