☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
görmedin miDo notgörürsünyou seekimseleri[towards]onlar kithose whozanneden(leri)claimsadece kendilerininthat theyinandıklarınıbelieveşeylerein whatindirilene(is) revealedsanato youve şeylereand whatindirilenewas revealedve senden öncefromsenden öncebefore youistiyorlarThey wishhakem olarak başvurmaktohükme giderlergo for judgmenttağutatotâğût (sahte ilahlar)the false deitiesoysaand surelyemredilmiştithey were orderedinkar etmeleritoreddederlerrejectonu[with] itve istiyorAnd wishesŞeytan dathe Shaitaanonları saptırmaktoonları saptırırmislead themsapkınlıklaastray iyicefar away
🇹🇷 4:60 Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.
ve zamanAnd whendendiğiit is saidkendilerineto themgelinComeşeyetonewhatindirdiği(ne)(has) revealedAllah'ınAllahveand toElçiyethe Messengergörürsünyou seeo ikiyüzlülerinthe hypocritesuzaklaştıklarınıturning awaysendenfrom youbüsbütün uzaklaşmakla(in) aversion
🇹🇷 4:61 Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin!" denince, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
nasılSo howne zaman kiwhenbaşlarına gelincebefalls thembir felaketdisasteryüzündenfor whatyaptıkları (kötülükler)sent forthelleriyletheir handssonra hementhensana gelirlerthey come to youyemin ederlerswearingAllah'aby AllahdiyeNotbiz istedikwe intendedsadeceexceptiyilik etmekgoodve uzlaştırmakand reconciliation
🇹🇷 4:62 Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlar.
işteThoseonlar ki(are) the ones who bilirknowsAllahAllaholanıwhatonların kalblerinde(is) inkalpleritheir heartsaldırmaso turn awayonlarafrom themve onlara öğüt verand admonish themve söyleand sayonlarınto themiçlerine işleyecekconcerningcanlarıtheir soulsbir söza wordgüzelpenetrating
🇹🇷 4:63 Onlar, Allah'ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek güzel söz söyle!
biz göndermedikAnd notgönderdikWe senthiçbiranyelçiyiMessengerbaşka bir amaçlaexceptita'at edilmektento be obeyedizniyleby (the) permissionAllah'ın(of) AllaheğerAnd ifonlar[that] theyzamanwhenzulmettiklerithey wrongedkendilerinethemselvessana gelseler(had) come to youbağışlanma dileselerand asked forgivenessAllah'tan(of) Allahve bağışlanmasını dileseydiand asked forgivenessonlarınfor themElçithe Messengerelbette bulurlardısurely they would have foundAllah'ıAllahaffediciOft-ForgivingmerhametliMost Merciful
🇹🇷 4:64 Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.
hayırBut noRabin hakkı içinby your Lordolmazlarnotinanmışwill they believeseni hakem yaparakuntilseni hakem yaparlarthey make you judgeişlerdeabout whatçekişmeliarisesaralarında çıkanbetween themsonra dathenbulunmadannotbulurlarthey findiçlerindeinkendilerininthemselvesbir buruklukany discomfortsenin verdiğin hükmeabout whatkarar verdinyou (have) decidedve teslim olmadıkçaand submittam bir teslimiyetle(in full) submission
🇹🇷 4:65 Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.