eyOkimseler(you) who believeinanan(lar)believetevbe edinTurnAllah'atoAllahAllahtevbe ile(in) repentanceyürektensincereumulur kiPerhapsRabbinizyour Lordörterwillgiderremovesizdenfrom youkötülükleriniziyour evil deedssizi sokarand admit youcennetlere(into) Gardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversgünde(on the) Dayutandırmayacağınotrezil olurwill be disgracedAllah'ın(by) Allahpeygamberithe Prophetve olanlarıand those whoinanmışbelievedonunla beraberwith himonların nuruTheir lightkoşarwill runönleridenbeforeönleridentheir handsve sağ yanlarındanand on their rightderler kithey will sayRabbimizOur LordtamamlaPerfectbizefor usnurumuzuour lightve bağışlaand grant forgivenessbizito usdoğrusu seninIndeed, Youüzerine(are) overhereveryşeythinggücün yeterAll-Powerful
🇹🇷 66:8 Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.
eyOPeygamberProphetcihad etStrivekafirlerle(against) the disbelieversve münafıklarlaand the hypocritesve katı davranand be sternonlara karşıwith themonların varacağı yerAnd their abodecehennemdir(is) Hellne kötüand wretched isvarılacak yerdirthe destination
🇹🇷 66:9 Ey Peygamber! Kâfirler ve münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de kötüdür!
anlattıPresentsAllahAllahmisal ilean examplekimseler içinfor those whoinkar eden(ler)disbelieved karısını(the) wifeNuh'un(of) Nuhve karısını(and the) wifeLut'un(of) Lutbu ikisi idilerThey were(nikahı) altındaunderiki kuluntwo [slaves]kullarımızdanofkullarımızOur slavessalihrighteousfakat ihanet ettilerbut they both betrayed them(kocaları) savamadıso notfayda verdilerthey availedonlardanboth of themAllahtanfromAllahAllah(hiçbir) şeyi(in) anythingve denildiand it was saidhaydi girinEnterateşethe Fireberaberwithgirenlerlethose who enter
🇹🇷 66:10 Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hıyanet ettiler. (Kocaları,) Allah'tan hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi girenlerle birlikte siz de ateşe girin!" denildi.
ve anlattıAnd presentsAllahAllahmisal ilean examplehakkındafor those whoinananlarbelieved karısını(the) wifeFir'avn'ın(of) Firaunhaniwhendemiştishe saidRabbimMy LordyapBuildbanafor mekatındanear Youbir eva houseiçindeincennetinParadiseve beni kurtarand save meFir'avndanfromFiravunFiraunve onun (kötü) işindenand his deedsve beni kurtarand save metopluluğundanfrominsanlarthe peoplezalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 66:11 Allah, inananlara da Firavun'un karısını örnek gösterdi. O şöyle demişti: "Rabbim! Bana yanında cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar!"
ve Meryem'iAnd Maryamkızı(the) daughterİmran'ın(of) ImranOwhokorumuştuguardedırzınıher chastitybiz de üflemiştikso We breathedonainto itruhumuzdanofruhumuzOur Spiritve doğrulamıştıAnd she believedkelimelerini(in the) WordsRabbinin(of) her Lordve Kitaplarınıand His Booksve olmuştuand she wasgönülden ita'at edenlerdenofgönülden itaat edenlerthe devoutly obedient
🇹🇷 66:12 Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.
Mahmoud Khalil Al-Husary