☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
bir zamanAnd whenyöneltmiştikWe directedsanato youbir topluluğua partycinlerdenofcinlerthe jinndinlemek üzerelisteningKur'an(to) the QuranzamanAnd whenona geldiklerithey attended itdedilerthey saidsusun (dinleyin)Listen quietlyzaman daAnd whenbitirildiğiit was concludeddöndülerthey turned backkavimlerinetokavimleritheir peopleuyarıcılar olarak(as) warners
🇹🇷 46:29 Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur'ân'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine "susun" dediler. Kur'ân'ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.
dedilerThey saidey kavmimizO our peopleelbette bizIndeed, wedinledik[we] have heardbir Kitapa BookindirilenrevealedsonraaftersonraafterMusa'danMusadoğrulayanconfirmingkendinden öncekiniwhatondan önceki(was) before itkendinden öncekini(was) before itgötürenguidinggerçeğetohakthe truthveand toyolaa PathdoğruStraight
🇹🇷 46:30 Onlar kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz! Gerçekten biz Musa'dan sonra indirilen ve kendisinden öncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap gerçeği ve doğru yolu gösteriyor.
ey kavmimizO our peopleuyunRespondda'vetçisine(to the) callerAllah'ın(of) Allahve inanınand believeO'nain himbağışlasınHe will forgivesizifor yougünahlarınızdan bir kısmınıofgünahlarınızyour sinsve sizi korusunand will protect youazabdanfrombir azapa punishmentacıklıpainful
🇹🇷 46:31 Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun ve O'na iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azabdan korusun."
ve kimAnd whoeveruymazsa(does) notcevap verinrespondda'vetçisine(to the) callerAllah'ın(of) Allahdeğildirthen notaciz bırakacakhe can escapeyeryüzündeinyeryüzüthe earthve olmazand notkendisininfor himO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides HimvelileriprotectorsonlarThoseiçindedirler(are) inbir sapıklıkerrorapaçıkclear
🇹🇷 46:32 Her kim Allah'ın davetçisine uymazsa bilsin ki, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Onun Allah'tan başka dostları da yoktur. İşte onlar apaçık bir sapıklık içerisindedirler.
görmediler mi?Do notgörürlerthey seegerçektenthatAllah'ınAllahyaratan(is) the One Whoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthveand (was) notyorulmayantiredbunları yaratmaklaby their creationkadir olduğunu(is) ablediriltmeğeto give lifediriltmekto give lifediriltmekto give lifeölüleri(to) the deadevetYesşüphesiz Oindeed Heüzerine(is) onhereveryşeythingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 46:33 Onlar gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet şüphesiz ki, O'nun herşeye gücü yeter.
ve günAnd (the) Daysunulacaklarıare exposedkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedkarşıtoateşethe Firedeğil miymiş?Is notbuthisgerçekthe truthderlerThey will sayevetYesRabbimiz hakkı içinby our LordderHe will sayöyleyse tadınThen tasteazabıthe punishmentdolayıbecauseolmanızdanyou used toinkar ediyor(lar)disbelieve
🇹🇷 46:34 İnkâr edenler ateşe arz olunacakları gün onlara: "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar da: "Rabbimiz Hakk'ı için gerçekmiş!" derler. Allah onlara: "O halde inkâr ettiğinizden dolayı şimdi tadın azabı!" der.
o halde sabretSo be patientgibiassabrettiklerihad patiencesahibithose of determinationazim (ve irade)those of determinationelçilerinofelçilerthe Messengersve aslaand (do) notacele etmeseek to hastenonlar içinfor themonlar gibi olurlarAs if they hadgün(the) Daygördüklerithey seeşeyi (azabı)whattehdit edildiklerithey were promised(sanki) yaşamamışlarnotkaldıremaineddışındaexceptbir sa'atan hourgündüzdenofbir güna day(bu) bir duyurudurA notificationhelak mı edilecektir?But willhelâk olması(any) be destroyedbaşkasıexcepttopluluktanthe people yoldan çıkmışthe defiantly disobedient
🇹🇷 46:35 Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?