☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الجاثيةمَكِّيَّة ۝ ٣٧ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hâ MîmHa Meem
🇹🇷 45:1 Hâ, mîm
indirilmesi(The) revelationKitabın(of) the Book(tarafın)dandır(is) fromAllahAllahüstünthe All-Mightyhüküm ve hikmet sahibithe All-Wise
🇹🇷 45:2 Bu kitap, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
şüphesizIndeedgöklerdeingöklerthe heavensve yerdeand the earthibretler vardırsurely (are) Signsinananlar içinfor the believers
🇹🇷 45:3 Şüphesiz göklerde ve yerde müminler için birçok âyetler vardır.
veAnd insizin yaratılışınızdayour creationveand whatyaymakta olduğundaHe dispersescanlılardanofyürüyen canlılar(the) moving creaturesibretler vardır(are) Signskavimler içinfor a peoplekesin olarak inananwho are certain
🇹🇷 45:4 Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
ve değişmesindeAnd (in the) alternationgecenin(of) the nightve gündüzünand the dayveand whatindirmesindeAllah sends downAllah'ınAllah sends downgöktenfromgökthe sky(sebebi)ofrızık(the) provisionve diriltmesindeand gives lifeonunlatherebyyeri(to) the earthsonraafterölümündenits deathve estirmesindeand (in) directingrüzgarları(the) windsibretler vardır(are) Signsbir toplum içinfor a peopledüşünenwho reason
🇹🇷 45:5 Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.
işte şunlarTheseayetleridir(are the) VersesAllah'ın(of) Allahonları okuyoruzWe recite themsanato yougerçek ilein truthhangiThen in whatsözestatementsonraafterAllah'tanAllahve O'nun ayetlerindenand His Versesinanacaklarwill they believe
🇹🇷 45:6 İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah'a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?
yuh olsunWoeherto everyyalancıliargünah yüklü kimseyesinful
🇹🇷 45:7 Her günahkâr kişinin vay haline!
o işitirWho hearsayetlerinin(the) VersesAllah'ın(of) Allahokunduğunurecitedkendisineto himsonrathendirenirpersistsbüyüklük taslararrogantlysankias ifhiç onları işitmemişnotonları duyduhe heard themonu müjdeleSo give him tidingsbir azab ile(of) a punishmentacıpainful
🇹🇷 45:8 O kimse Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de, sonra sanki kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele!
zamanAnd whenöğrendiğihe knowsbizim ayetlerimizdenofayetlerimizOur Versesbir şeyanythingonu edinirhe takes themalay konusu(in) ridiculeişteThose öyleleri için vardırfor thembir azab(is) a punishmentalçaltıcıhumiliating
🇹🇷 45:9 Âyetlerimizden birşey öğrendiği zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır.
ötelerinden deBefore themonlardan önceBefore themcehennem(is) Hellveand notbir yarar sağlamazwill availkendilerinethemkazandıklarıwhatkazanmışlardıthey had earnedşeyleranythingve (sağlamaz)and notşeylerwhatedindiklerithey had takenbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahveliler(as) protectorsve onlar için vardırAnd for thembir azab(is) a punishmentbüyükgreat
🇹🇷 45:10 Ötelerinde cehennem var. Ne kazandıkları şeyler, ne de Allah'tan başka edindikleri dostlar, kendilerinden hiçbir şeyi (azabı) kaldıramaz. Onlar için büyük bir azab vardır.
işte budurThisyol gösterici(is) guidanceve kimselerAnd those whoinkar eden(ler)disbelieveayetleriniin (the) VersesRablerinin(of) their Lordonlar için vardırfor thembir azab(is) a punishmentçok çetinofpislikfilthinciticipainful
🇹🇷 45:11 Bu Kur'an bir hidâyettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise, en şiddetlisinden acıklı bir azab vardır.
Allah'tırAllahO ki(is) the One Whoboyun eğdirdisubjectedsizeto youdenizithe seaakıp gitsin diyethat may sailgemilerthe shipsonun içindethereinbuyruğuylaby His Commandve payınızı arayasınız diyeand that you may seekO'nun lutfundanofO'nun lütfuHis Bountyve umulur kiand that you mayşükredersinizgive thanks
🇹🇷 45:12 Allah O (yüce) zâttır ki, emriyle içinde gemilerin seyretmesi, sizin de O'nun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize vermiştir.
ve boyun eğdirdiAnd He has subjectedsizeto youbulunan şeyleriwhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve bulunan şeyleriand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earth hepsiniallkendisindenfrom HimelbetteIndeedvardırinbundathatibretlersurely are Signsbir toplum içinfor a peopledüşünenwho give thought
🇹🇷 45:13 O, göklerde ve yerde bulunan herşeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.