☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ne?What is with yousize (ne) oldu?What is with younasılHowhüküm veriyorsunuzyou judge
🇹🇷 37:154 Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz?
hiç mi düşünmüyorsunuz?Then will notkulak verirsinizyou pay heed
🇹🇷 37:155 Hiç düşünmüyor musunuz?
yoksa (-mi var?)Orsizin(is) for youbir delilan authorityaçıkclear
🇹🇷 37:156 Yoksa sizin için açık bir delil mi var?
getirinThen bringKitabınızıyour bookeğerifisenizyou aredoğrulardantruthful
🇹🇷 37:157 O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.
ve uydurdularAnd they have madeO'nunlabetween Himarasındaand betweencinlerthe jinnbir nesepa relationshipoysabut certainlybilmişlerdirknowcinlerthe jinnkendilerininthat they(yüce divana) getirileceklerini(will) surely be brought
🇹🇷 37:158 Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir.
(münezzehtir) yücedirGlory beAllah(to) Allahonların taktıkları sıfatlardanabove whatisnat ederlerthey attribute
🇹🇷 37:159 Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
fakat hariçtirExceptkulları(the) slavesAllah'ın(of) Allahtemizthe chosen
🇹🇷 37:160 Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar).
ne sizSo indeed, youve ne deand whattaptıklarınızyou worship
🇹🇷 37:161 Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
değil(siniz)NotsizyouO'na karşıfrom Himsaptıracakcan tempt away (anyone)
🇹🇷 37:162 Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
başkasınıExceptkimsedenwhoOhegirecek(is) to burncehenneme(in) the Hellfire
🇹🇷 37:163 Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
ve yokturAnd notbizden kimseninamong usdışındaexceptonunfor himbir makamı(is) a positionbilinenknown
🇹🇷 37:164 (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
ve elbette bizizAnd indeed, wemuhakkak bizsurely, [we]o saf saf dizilenlerstand in rows
🇹🇷 37:165 (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
ve elbette bizizAnd indeed, wemuhakkak bizsurely, [we]o tesbih edenlerglorify (Allah)
🇹🇷 37:166 (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
ve elbetteAnd indeedonlarthey used toşöyle diyorlardısay
🇹🇷 37:167 (Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk."
eğer olsaydıIfkuşkusuzthatyanımızdawe hadbir uyarıa reminderöncekilerdenfromöncekilerthe former (people)
🇹🇷 37:168 (Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk."
elbette biz olurdukCertainly, we (would) have beenkullarıslavesAllah'ın(of) Allahhalisthe chosen
🇹🇷 37:169 (Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk."
ama inkar ettilerBut they disbelievedonuin ityakındaso soonbileceklerdirthey will know
🇹🇷 37:170 Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir.
ve andolsunAnd verilygeçmiştihas precededşu sözümüzOur Wordkullarımızafor Our slavesgönderilen elçithe Messengers
🇹🇷 37:171 Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."
mutlaka onlarIndeed theykendileri olacaktırsurely theyzafere ulaştırılanlar(would be) the victorious
🇹🇷 37:172 Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."
ve mutlakaAnd indeedbizim ordumuzOur hostonlarasurely, theygalip gelecektir(will be) those who overcome
🇹🇷 37:173 Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."
o halde dönSo turn awayonlardanfrom themkadaruntilbir süreyea time
🇹🇷 37:174 Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
onları gözetleAnd see themyakındaso soongöreceklerdirthey will see
🇹🇷 37:175 Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir.
bizim azabımızı mı?Then is (it) for Our punishmentacele istiyorlarthey hasten
🇹🇷 37:176 Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
zamanBut when(azab) indiğiit descendsyurtlarınain their territoryne kötü olurthen evil (will be)sabahı(the) morninguyarılmış olanların(for) those who were warned
🇹🇷 37:177 Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!
ve uzaklaşSo turn awayonlardanfrom themkadarforbir süreyea time
🇹🇷 37:178 Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
ve (bekle de) görAnd seeyakındaso soononlar da göreceklerdirthey will see
🇹🇷 37:179 (İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.
yücedirGloryRabbin(be to) your Lordsahibi(the) Lordkudret ve şeref(of) Honoronların nitelendirmelerindenabove whatisnat ederlerthey attribute
🇹🇷 37:180 Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
ve selam olsunAnd peace beüzerineupongönderilen elçilerthe Messengers
🇹🇷 37:181 Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.
ve hamd olsunAnd all praiseAllah'a(be) to AllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 37:182 Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.