☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
onu yalanladılarBut they denied himbundan dolayı onlarso indeed, they(azaba) getirileceklerdir(will) surely be brought
🇹🇷 37:127 Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
yalnız hariçtirExceptkulları(the) slavesAllah'ın(of) Allahhalisthe chosen ones
🇹🇷 37:128 Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
biz (iyi bir ün) bıraktıkAnd We leftonafor himarasındaamongsonra gelenlerthe later generations
🇹🇷 37:129 Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık:
selam olsunPeace beİlyas'auponİlyasElijah
🇹🇷 37:130 Selam olsun İlyâsîn'e.
elbette bizIndeed, Weişte böylethusmükafatlandırırızrewardgüzel davrananlarıthe good-doers
🇹🇷 37:131 İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
çünkü oIndeed, he (was)bizim kullarımızdandıofkullarımızOur slavesmü'minbelieving
🇹🇷 37:132 Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
ve şüphesizAnd indeedLûtLutgönderilen elçilerdendi(was) ofelçilerthe Messengers
🇹🇷 37:133 Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir.
haniWhenonu kurtarmıştıkWe saved himve ailesiniand his familyhepsiniall
🇹🇷 37:134 Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.
dışındaExceptacuze bir kadınan old womanarasında bulunan(was) among(azabda) kalacaklarthose who remained behind
🇹🇷 37:135 Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç.
sonraThenkırdık (geçirdik)We destroyedötekilerithe others
🇹🇷 37:136 Sonra diğerlerini helak etmiştik.
şüphesiz sizAnd indeed, yougeçip gidiyorsunuzsurely passonların yanlarındanby themsabahleyin(in the) morning
🇹🇷 37:137 Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?
ve geceleyinAnd at nightdüşünmüyor musunuz?Then will notakıl edersinizyou use reason
🇹🇷 37:138 Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?
ve şüphesizAnd indeedYûnusYunusgönderilen elçilerdendi(was) surely ofelçilerthe Messengers
🇹🇷 37:139 Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.
haniWhenkaçmıştıhe ran awaygemiyetogemithe shipdoluladen
🇹🇷 37:140 Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı.
kur'a çektiThen he drew lotsve olduand wasyenilenlerdenofhüsrana uğrayanlarthe losers
🇹🇷 37:141 (Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu.
sonra onu yuttuThen swallowed himbalıkthe fishve owhile hekendi kendisini kınarken(was) blameworthy
🇹🇷 37:142 Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.
eğerAnd if notki othat heolmasaydıwastesbih edenlerdenoftesbih edenlerthose who glorify
🇹🇷 37:143 Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
kalırdıCertainly, he (would have) remainedonun karnındainkarnıits bellykadaruntilgünethe Dayyeniden diriltileceklerithey are resurrected
🇹🇷 37:144 Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
onu attıkBut We cast himağaçsız çıplak bir yereonto the open shoreve owhile hehasta bir halde iken(was) ill
🇹🇷 37:145 Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
ve bitirdikAnd We caused to growüzerineover himbir ağacıa plantasma kabakofkabakgourd
🇹🇷 37:146 Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
ve onu elçi gönderdikAnd We sent him(insan)atoyüza hundredbinthousandya daordaha fazlasınamore
🇹🇷 37:147 Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.
ve inandılarAnd they believedbiz de onları geçindirdikso We gave them enjoymentkadarforbir süreyea while
🇹🇷 37:148 O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.
şimdi onlara sorThen ask themRabbine (mi?)Does your Lordkızlar(have) daughtersonlara dawhile for themoğlanlar (mı?)(are) sons
🇹🇷 37:149 Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı?
yoksaOryarattıkdid We createmeleklerithe Angelsdişi olarak (mı?)femalesve onlarwhile theygörüyorlarken(were) witnesses
🇹🇷 37:150 Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış?
iyi bilin kiNo doubtelbette onlarindeed, theyyüzündenofiftiralarıtheir falsehooddiyorlar ki[they] say
🇹🇷 37:151 Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.
doğurduAllah has begottenAllahAllah has begottenve onlarand indeed, theyelbette yalancıdırlarsurely (are) liars
🇹🇷 37:152 Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.
tercih mi etmiş?Has He chosenkızları[the] daughterskarşıoveroğlanlarasons
🇹🇷 37:153 (Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?