☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dedi(ler) kiWill saykimselerthose whobüyüklük taslayan(lar)were arrogantkimselereto thosezayıf düşürülen(lere)who were oppressedbiz mi?Did weengelledikavert youhidayettenfromhidayetthe guidancesonraaftersize geldiktenwhensana gelmiştiit had come to youhayırNaysiz kendinizyou weresuç işliyordunuzcriminals
🇹🇷 34:32 Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz." derler.
ve dedi(ler)And will saykimselerthose whozayıf düşürülen(ler)were oppressedkimselereto those whobüyüklük taslayan(lara)were arroganthayırNayhileler (kuruyordunuz)(it was) a plotgece(by) nightve gündüzand (by) daybize emrediyordunuzwhenbize emrediyordunuzyou were ordering usinkar etmemizithatinkâr ederizwe disbelieveAllah'ıin Allahve koşmamızıand we set upO'nafor Himeşlerequalsve içlerinde gizledilerBut they will concealpişmanlıklarınıthe regretgördüklerindewhengörürlerthey seeazabıthe punishmentbiz de geçirdikAnd We will putdemir halkalarshacklesboyunlarınaonboyunlar(the) neckskimselerin(of) those whoinkar eden(ler)disbelievedmı?Willcezalandırılacaklarthey be recompensedbaşkasıylaexceptşeylerden(for) whatolduklarıthey used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 34:33 O zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara: "Hayır, (işiniz) gece, gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eş koşmamızı emrediyordunuz." derler. Bunlar azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirmektedirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.
veAnd notbiz göndermedikWe sentbir ülkeyetobir beldea townhiçbiranyuyarıcıwarnerbaşkasınıbutdiyendensaidvarlıkla şımarmış kimseleriits wealthy onesşüphesiz bizIndeed weşeyiin whatsizin gönderildiğinizyou have been sentonuwithinkar ediyoruz(are) disbelievers
🇹🇷 34:34 Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın refah ile şımartılmış olanları: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler.
ve dediler kiAnd they saybizWedaha çoğuz(have) moremalcawealthve evladçaand childrenve değilizand notbizweazaba uğratılacakwill be punished
🇹🇷 34:35 Ve yine dediler ki: "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da, bize azab edilmez."
de kiSayşüphesizIndeedRabbimmy Lordyayarextendsrızkıthe provisionkimseyefor whomdilediğiHe willsve kısarand restrictsfakatbutçoğumostinsanların[the] peoplebilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 34:36 De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
ve değildirAnd notmallarınızyour wealthdeğildirand notevladlarınızyour childrensizi yaklaştıran[that]sizi yaklaştıracakwill bring you closekatımızdato Usmertebece(in) positionancak başkabutkimselerwhoeverinanan(lar)believesve yapanlarand doesfaydalı işrighteousnessiştethen thoseonlara vardırfor themmükafat(will be) rewardkat kat fazlasıtwo-foldyaptıklarınınfor whatyaptılarthey didve onlarand theysaraylarda(will be) inyüksek köşklerthe high dwellingsgüven içindedirlersecure
🇹🇷 34:37 Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.
çalışanlara gelinceAnd those whoçabalarlarstriveayetlerimiziagainstayetlerimizOur Versesetkisiz kılmağa(to) cause failureonlarthoseiçineintoazabınthe punishmentgetirileceklerdir(will be) brought
🇹🇷 34:38 Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, işte onlar Hakk'ın huzuruna azab içinde getirileceklerdir.
de kiSayşüphesizIndeedRabbimmy Lordyayarextendsrızkıthe provisionkimseyefor whomdilediğiHe willskullarındanofkullarıHis slavesve kısarand restrictsonafor himne kiBut whatsiz infak etsenizyou spendbir şeyofhiçbir şeyanythingOthen Heonun yerine başkasını verirwill compensate itve Oand Heen hayırlısıdır(is the) Bestrızık verenlerin(of) the Providers
🇹🇷 34:39 De ki: "Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine başkasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."