ne zaman kiSo whengelincecameSüleyman'a(to) Sulaimandedi kihe saidbana yardım mı etmek istiyorsunuz?Will you provide memal ilewith wealthoysa ne kiBut whatbana vermiştirAllah has given meAllahAllah has given me(o) daha hayırlıdır(is) bettersize verdiğindenthan whatO size verdiHe has given youbilakisNaysizyouhediyenizlein your giftsevinirsinizrejoice
🇹🇷 27:36 (Elçiler, hediyelerle) gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz."
dön (söyle)Returnonlarato themonlara gelirimsurely, we will come to themordularlawith hostsaslanotkarşı koyamayacakları(is) resistancekendilerinin;for themonaof itve onları sürüp çıkarırımand surely, we will drive them outoradanfrom therezilletle(in) humiliationve onlarıand theyhor ve hakir olarak(will be) abased
🇹🇷 27:37 "(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!"
dediHe saideyOileri gelenlerchiefshanginizWhich of youbana getirebilirwill bring meonun tahtınıher throneöncebeforebana gelmelerindenthatbana gelirlerthey come to meteslim olarak(in) submission
🇹🇷 27:38 (Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o Melike'nin tahtını bana getirebilir?"
dedi kiSaidbir ifrita strong onecinlerdenofcinlerthe jinnbenIsana getiririmwill bring it to youonuwill bring it to youöncebeforesen kalkmadan[that]kalkarsınyou risemakamındanfromyerinizyour placegerçekten benimAnd indeed, I ambunafor itgücüm yetersurely, strongbana güvenilirtrustworthy
🇹🇷 27:39 Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi.
dedi kiSaidbulunanone whoyanındawith himbir ilim(was) knowledgeKitaptanofKitapthe ScripturebenIsana getirebilirimwill bring it to youonuwill bring it to youöncebeforesen kırpmadan[that]dönerreturnssanato yougözünüyour glancene zaman kiThen whenonu görüncehe saw ityerleşmişplacedyanındabefore himdedi kihe saidbuThislutfundandır(is) fromnimet(the) FavorRabbimin(of) my Lordbeni sınaması içinto test meşükür mü edeceğim?whether I am gratefulyoksaorinkar mı edeceğim?I am ungratefulve kimAnd whoeverşükrederse(is) gratefulşüphesizthen onlyşükretmiştirhe is gratefulkendisi içinfor his own soulve kimAnd whoeverinkar ederse(is) ungratefulşüphesizthen indeedRabbimmy Lordzengindir(is) Self-sufficientkerimdirNoble
🇹🇷 27:40 Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."
dedi kiHe saidtanınmaz hale getirinDisguiseonunfor hertahtınıher thronebakalımwe will seetanıyabilecek miwhether she will be guidedyoksaorolacak (mı)will bekimselerdenofonlar kithose whotanımayanare not guidedhidayete ermezlerare not guided
🇹🇷 27:41 (Süleyman devamla) dedi ki: "Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?"
ne zaman kiSo whengelinceshe camedendiit was saidböyle mi?Is like thissenin tahtınyour thronedediShe saidtıpkı (öyle)It is likeoitve bize verilmiştiAnd we were givenbilgithe knowledgedaha öncebefore herondan öncebefore herve biz olmuştukand we have beenmüslümanMuslims
🇹🇷 27:42 Melike gelince, "Senin tahtın da böyle mi?" dendi. O şöyle cevap verdi: "Tıpkı o! Zaten bize daha önce bilgi verilmiş ve biz teslimiyet göstermiştik."
ve onu alıkoymuştuAnd has averted herşeylerwhatolduğushe used (to)tapmışworshipbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahçünkü kendisiIndeed, sheidiwasbir kavimdenfrombir kavima peopleinkar edenwho disbelieve
🇹🇷 27:43 O'nu, Allah'tan başka taptığı şeyler alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.
dendiIt was saidonato hergirEnterköşkethe palacene zaman kiThen when(köşkü) görünceshe saw itsandıshe thought itderin bir su(was) a poolve sıvadıand she uncoveredbacaklarını[on]bacaklarıher shinsdediHe saidmuhakkak oIndeed, itköşk(is) a palacecilalımade smoothşeffaf sırçadandırofcamglass(Kraliçe) dedi kiShe saidRabbimMy Lordbenindeed, Izulmetmişim[I] have wrongedkendimemyselfve teslim oldumand I submitberaberwithSüleyman'laSulaimanAllah'ato AllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 27:44 Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."
Mahmoud Khalil Al-Husary