☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kuşkusuzIndeedgetirenlerthose whogetirdibroughtiftirayıthe liebir topluluktur(are) a groupiçinizdenamong youonu sanmayın(Do) notonu sanırlarthink itşerbadsizin içinfor youbilakisnayoithayırdır(is) goodsizin içinfor youher (karşılığını görecektir)For everykişipersononlardanamong themne(is) whatişledi (ise)he earnedgünahınınofgünahthe sinkimseyeand the one whoyüklenentook upon himself a greater share of iten büyüğünütook upon himself a greater share of itonlardanamong them onun (yalanın)for himbir azab (vardır)(is) a punishmentbüyükgreat
🇹🇷 24:11 Haberiniz olsun ki (Muhammed'in eşine) bu ağır ifki (iftirayı) uyduranlar sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük saymayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan herbir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. (Elebaşlılık yapan, bu yüzden de) bu günahın büyüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.
gerekmez miydi?Why notzamanwhenonu işittiğinizyou heard itzanda bulunupthinkinanan erkeklerinthe believing menve inanan kadınlarınand the believing womenkendiliklerindengood of themselvesgüzelgood of themselvesve demeleriand saybuThisbir iftiradır(is) a lieapaçıkclear
🇹🇷 24:12 Erkek ve kadın müminlerin, bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile hüsnü zanda bulunup da, "bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?
gerekmez miydi?Why (did) notgetirmelerithey bringonafor itdörtfourşahidwitnessesmadem kiThen whengetirmedilernotgetirdilerthey broughtşahidlerithe witnesseso halde onlarthen thoseyanındanear AllahAllahnear Allahonlartheyyalancılardır(are) the liars
🇹🇷 24:13 (Bu iddiayı ortaya atanların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki şahitler getirip ispat edemediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.
ve eğer olmasaydıAnd if notlutfu(for the) GraceAllah'ın(of) Allahsizeupon youve rahmetiand His Mercydünyadaindünyathe worldve ahiretteand the Hereaftersize mutlaka dokunurdusurely would have touched youhakkındainşey (iftira)whatdaldığınızyou had rushed gliblyiçineconcerning itbir azaba punishmentbüyükgreat
🇹🇷 24:14 Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, size mutlaka büyük bir azab isabet ederdi.
çünküWhensiz onu alıveriyorsunuzyou received itdillerinizlewith your tonguesve söylüyorsunuzand you saidağızlarınızlawith your mouthsbir şeyiwhathiç olmayannotsizinfor youhakkındaof itbilgi(niz)any knowledgeve onu sanıyorsunuzand you thought itönemsiz bir iş(was) insignificantoysa owhile ityanında(was) near AllahAllah(was) near Allahbüyüktürgreat
🇹🇷 24:15 Çünkü siz bu iftirayı, gelişi güzel birbirinizin ağzından alıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız (bu uydurma haberi) ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük bir suçtur.
gerekmez miydi?And why notzamanwhenonu işittiğinizyou heard itdemenizyou saidyakışmazNotodurit isbizefor uskonuşmamızthatkonuşuruzwe speakbunuof thisSeni tenzih ederizGlory be to YoubuThisbir iftiradır(is) a slanderbüyükgreat
🇹🇷 24:16 Onu duyduğunuzda "Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Haşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır..." demeli değil miydiniz?
size öğüt veriyorAllah warns youAllahAllah warns youdönmemeniz içinthatdönersinizyou returnböyle bir şeye(to the) like of itbir daha aslaevereğerifisenizyou areinananlarbelievers
🇹🇷 24:17 Eğer inanmış insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarıyor.
ve açıklıyorAnd Allah makes clearAllahAnd Allah makes clearsizeto youayetleri(ni)the Versesve AllahAnd Allahbilendir(is) All-Knowerhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 24:18 Ve Allah âyetlerini size açıklıyor. Allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, tam bir hüküm ve hikmet sahibidir.
şüphesizIndeedkimselerethose whoisteyenlerelikeyayılmasınıthatyayılması(should) spreadedepsizliğinthe immoralityiçindeamonginananlarthose whoiman ederlerbelievevardırfor thembir azab(is) a punishmentacıklıpainfuldünyadaindünyathe worldve ahiretteand the Hereafterve AllahAnd Allahbilirknowsancak sizwhile youbilmezsiniz(do) notbilirlerknow
🇹🇷 24:19 İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, ahirette de acı veren bir azab vardır. (Her şeyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz.
ve eğer olmasaydıAnd if notlutfu(for the) Grace of AllahAllah'ın(for the) Grace of Allahsizeupon youve rahmetiand His Mercyve kuşkusuzAnd thatAllahAllahçok şefkatlidir(is) Full of KindnessmerhametlidirMost Merciful
🇹🇷 24:20 Ya sizin üstünüze Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı; Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)?