☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
de kiSayben ancakOnlysizi uyarıyorumI warn youvahiyleby the revelationamaBut notişitmez(ler)hearsağır(lar)the deafçağırıyıthe callzamanwhenuyarıldıklarıwhenuyarılırlarthey are warned
🇹🇷 21:45 De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
ve eğerAnd ifonlara dokunsatouches thembir esintia whiffazabındanofazap(the) punishmentRabbinin(of) your Lordderlersurely they will sayeyvah bizeO woe to usbiz gerçektenIndeed, weolmuşuz[we] werezalimlerwrongdoers
🇹🇷 21:46 Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir şey onlara dokunursa, muhakkak "Vay bizlere, biz gerçekten zalimlerdik" diyeceklerdir.
kurarızAnd We setterazilerithe scalesadalet(of) the justicegünü içinfor (the) Daykıyamet(of) the Resurrectionaslaso nothaksızlık edilmezwill be wrongedkimseyeany soulhiçbir(in) anythingve eğerAnd ifolsa(there) beağırlığıncaweightdanesi(of) a seedbir hardalofbir hardala mustardgetiririzWe will bringonu[with] itve biz yeterizAnd sufficientolarak(are) Wehesab gören(as) Reckoners
🇹🇷 21:47 Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz.
ve andolsunAnd verilybiz verdikWe gaveMusa'yaMusave Harun'aand HarunFurkan'ıthe Criterionve bir ışıkand a lightve bir öğütand a Remindermuttakiler içinfor the righteous
🇹🇷 21:48 Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.
onlarThose whokorkarlarfearRablerindentheir Lordgörmedenin the unseenve onlarand they(Duruşma) saatindenofkıyamet saatithe Hourtitrerler(are) afraid
🇹🇷 21:49 Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar, kıyamet saatinden de titrerler.
bu (Kur'an)And thisbir öğüttür(is) a Remindermübarekblessedona indirdiğimizwhich We (have) revealedşimdi siz ediyor musunuz?Then are youonuof itinkarrejecters
🇹🇷 21:50 İşte bu (Kwr'ân) da indirdiğimiz kutsal bir kitaptır. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?
ve andolsunAnd verilybiz vermiştikWe gaveİbrahim'eIbrahimdoğru yolu bulma yeteneğinihis guidancedaha öncedenbeforeöncebeforeve biz idikand We wereonuabout himbiliyorWell-Knowing
🇹🇷 21:51 And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
haniWhendemişti kihe saidbabasınato his fatherve kavmineand his peoplenedir?Whatşu(are) theseheykeller[the] statuessizinwhichsenyoukendisineto ittaptığınız(are) devoted
🇹🇷 21:52 O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
dediler kiThey saidbuldukWe foundbabalarımızıour forefathersonlaraof themtapıyorlarworshippers
🇹🇷 21:53 Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.
dedi;He saiddoğrusuVerilysizyou are[sen][you]ve babalarınızand your forefathersiçindesiniz(were) inbir sapıklıkan erroraçıkmanifest
🇹🇷 21:54 İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
dediler kiThey saidbize getirdin mi?Have you come to usgerçeğiwith the truthyoksaorsenyouşaka mı yapıyorsun?(are) ofoynayanlarthose who play
🇹🇷 21:55 Onlar: "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
dediHe saidhayırNayRabbinizyour LordRabbidir(is the) Lordgöklerin(of) the heavensve yerinand the eartho kithe One Whoonları yaratmıştırcreated themve ben deand I amüzerinetobununthatşahidlik edenlerdenimofşahitlerthe witnesses
🇹🇷 21:56 O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
Allah'a and olsun kiAnd by Allahbir tuzak kuracağımsurely, I will planputlarınıza(against) your idolssonraaftersiz gittikten[that]gidersinizyou go awayarkanızı dönüpturning (your) backs
🇹🇷 21:57 "Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."