☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
zamanAnd whenseni gördüklerithey see youkimselerthose whoinkar edendisbelieveseni edinmezlernotseni edinirlerthey take youdışındaexceptalay konusu etmek(in) ridiculebu mudur? (diye)Is thiskişithe one whodiline dolayanmentionssizin tanrılarınızıyour godsoysa kendileriAnd theyZikri(uyarısı)nıat (the) mentionRahman'ın(of) the Most Graciousonlar[they]inkar ediyorlar(are) disbelievers
🇹🇷 21:36 O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve "İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar.
yaratılmıştırIs createdinsanthe manaceledenofacelehastesize göstereceğimI will show youayetlerimiMy Signsbenden acele istemeyinso (do) notBenden acele istemeyinask Me to hasten
🇹🇷 21:37 İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin.
ve diyorlarAnd they sayne zaman?When (will be fulfilled)buthistehdid(ettiğiniz azab)promiseeğerifisenizyou aredoğru söyleyenlertruthful
🇹🇷 21:38 "Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?" derler.
eğerIfbir bilselerdiknewkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedzamanı(the) timesavamayacakları(when) notgeri çevireceklerthey will avertyüzlerindenfromyüzleritheir facesateşithe Firene deand notsırtlarındanfromsırtlarıtheir backsveand notonlaratheyyardım da olunmayacaklarıwill be helped
🇹🇷 21:39 Bu kâfirler ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı, bir bilseler!
doğrusuNayo onlara gelecekit will come to themansızınunexpectedlyonları şaşırtacakand bewilder themgüçleri yetmeyecekthen notgüç yetireceklerthey will be ableonu reddetmeyeto repel itve ne deand notkendilerinetheysüre verilecekwill be given respite
🇹🇷 21:40 Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
ve andolsunAnd verilyalay edildiwere mockedpeygamberlerleMessengerssenden öncekibefore yousenden öncebefore youama kuşatıverdithen surroundedkimselerithose whoalay eden(leri)mockedonlarlafrom themşeywhatonlarınthey usedonunlaat italay ettikleri(to) mock
🇹🇷 21:41 Yemin olsun ki, senden önce birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azap) kuşatıverdi.
de kiSaykimWhosizi koruyacak?(can) protect yougecein the nightve gündüzand the dayRahmandanfromRahmanthe Most GracioushayırYetonlartheyZikrindenfromzikir(the) remembranceRablerinin(of) their Lordyüz çeviriyorlarturn away
🇹🇷 21:42 De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahmân'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin kitabından yüz çevirmektedirler.
yoksaOrmı var?have theytanrılarıgodsonları koruyacak(to) defend themkarşıfrombizeUsonların gücü yetmezNotgüç yetirirlerthey are ableyardım etmeye(to) helpkendilerinethemselvesne deand notonlaratheybizim tarafımızdanfrom Ussahip çıkılırcan be protected
🇹🇷 21:43 Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler, katımızdan da dostluk görmezler.
bilakisNaybiz yaşattıkWe gave provisiononları(to) theseve atalarınıand their fathersnihayetuntiluzun geldigrew longkendilerinefor themömürthe lifegörmüyorlar mı?Then do notgörürlerthey seebizimthat WegelipWe comeyerlerini (topraklarını)(to) the landeksilttiğimiziWe reduce ituçlarındanfromkenarlarıits bordersonlar mı?So is (it) theyüstün gelen(who will be) overcoming
🇹🇷 21:44 Doğrusu biz o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? O halde üstün gelen onlar mıdır?