☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dedi kiHe saidonların bilgisiIts knowledgeyanında(is) withRabbiminmy LordbirinKitaptadıra RecordaslaNotşaşmazerrsRabbimmy Lordveand notunutmazforgets
🇹🇷 20:52 Musa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."
o kiThe One Whoyaptımadesizefor youyerithe earthbeşik(as) a bedve açtıand insertedsizin içinfor youondathereinyollarwaysve indirdiand sent downgöktenfromgökthe skybir suwaterve çıkardıkthen We (have) brought forthonunlawith itçiftlerpairsbitkidenofbitkilerplantsher çeşitdiverse
🇹🇷 20:53 "Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.
yeyinEatve otlatınand pasturehayvanlarınızıyour cattleşüphesizIndeedvardırinbundathatibretlersurely (are) Signssahipleri içinfor possessorsakıl(of) intelligence
🇹🇷 20:54 Hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri için bunda nice ibretler vardır!
ondan (topraktan)From itsizi yarattıkWe created youyine orayaand in itdöndürürüzWe will return youve ondanand from itsizi çıkarırızWe will bring you outbir kez dahatimesonraanother
🇹🇷 20:55 Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (ölümünüzden sonra) ona döndüreceğiz. Hem de ondan sizi bir kere daha çıkaracağız.
ve andolsunAnd verilybiz ona gösterdikWe showed himayetlerimizinOur Signshepsiniall of themyine de yalanladıbut he deniedve dayattıand refused
🇹🇷 20:56 And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.
dedi kiHe saidmi geldin?Have you come to usbizi çıkarmak içinto drive us outyurdumuzdanofyurdumuzour landbüyünlewith your magicey MusaO Musa
🇹🇷 20:57 (Firavun Musa'ya şöyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize?"
biz de mutlaka sana getireceğizThen we will surely produce for youbir büyümagiconun benzerilike ittayin etSo makebizimlebetween ussizin aranızdaand between youbuluşma zamanıan appointmentaslanotcaymayacağımızwe will fail itbizim[we]ne deand notseninyoubir yer olsun(in) a placeuyguneven
🇹🇷 20:58 "O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana geleceğiz (karşına çıkacağız); şimdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir buluşma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."
(Musa) dedi kiHe saidbuluşma zamanınızYour appointmentgünü(is on the) daysüs (bayram)(of) the festivalveand thattoplanacağıwill be assembledinsanalarınthe peoplekuşluk vakti(at) forenoon
🇹🇷 20:59 Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs (bayramı) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi.
dönüp gittiThen went awayFir'avnFiraunve topladıand put togetherhilesinihis plansonrathengeldicame
🇹🇷 20:60 Bunun üzerine Firavun döndü gitti ve bütün hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi.
dediSaidonlarato themMusaMusayazık sizeWoe to youuydurmayın(Do) notuydururlarinventkarşıagainstAllah'aAllahyalana liesonra kökünüzü keserlest He will destroy youbir azab ilewith a punishmentve doğrusuAnd verilyperişan olmuşturhe failedkimsewhoiftira edeninvented
🇹🇷 20:61 Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydur mayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Gerçekten (Allah'a) iftira eden hüsrana uğramıştır."
sonra tartıştılarThen they disputedişlerini(in) their affairkendi aralarındaamong themve gizliceand they kept secretkonuştularthe private conversation
🇹🇷 20:62 Sihirbazlar aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular
dediler kiThey saidgerçektenIndeedbunlarthese twoiki büyücüdür[two] magiciansistiyorlarthey intendkithatsizi çıkarsınlarthey drive you outyurdunuzdanofyurdunuzyour landbüyüleriylewith their magicve gidersinlerand do awaysizin yolunuzuwith your wayörnekthe exemplary
🇹🇷 20:63 (Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun'u göstererek şöyle) dediler: "Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve de örnek dininizi yok etmek istiyorlar."
siz toplayınSo put togetherhileniziyour plansonrathengelincomesıra halinde(in) a lineve muhakkakAnd verilybaşarmıştır(will be) successfulbugüntodaykimsewhoüstün gelenovercomes
🇹🇷 20:64 "Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra hep bir sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır."