haniWhenvahyetmiştikWe inspiredannenetoannenyour motherşeyiwhatvahyedilenis inspired
🇹🇷 20:38 Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:
kiThatonu koycast himsandığaingöğüsthe chestve atthen cast itsuyainnehirthe riveronu bıraksınthen let cast itsuthe riversahileon the bankonu alacaktırwill take himdüşman olanan enemybanato Meve düşman olanand an enemyonato himve koydumAnd I castsenin üzerineover youbir sevgilovebendenfrom Meyetiştirilmen içinand that you may be brought upönündeundergözümünMy eye
🇹🇷 20:39 "Onu (Musa'yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." Bir de benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. (Ey Musa!)
haniWhengidiyorduwas goingkızkardeşinyour sisterve diyorduand she saidmi?Shallsize göstereyimI show youbirini[to]o kimse ki(one) whoona bakacakwill nurse and rear himböylece seni geri verdikSo We returned youannenetoannenyour motherkithataydın olsunmay be cooledgözüher eyesve aslaand notüzülmesinshe grievesve sen öldürmüştünAnd you killedbir adama manseni kurtarmıştıkbut We saved youtasadanfromsıkıntıthe distressve seni denemiştikand We tried you(iyi bir) deneyişle(with) a trialsonra kaldınThen you remainedyıllarca(some) yearsarasındawithhalkı(the) peopleMedyen(of) MadyansonraThenbize geldinyou camebelirlediğimiz vakitteatbelirlenen (vakit)the decreed (time)ey MusaO Musa
🇹🇷 20:40 Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
ve seni yetiştirdimAnd I (have) chosen youkendim içinfor Myself
🇹🇷 20:41 Ben, seni kendime (peygamber) seçtim.
götürünGosenyouve kardeşinand your brotherayetlerimiwith My Signsve aslaand (do) notgevşeklik etmeyinslackenbeni anmaktainBeni anmakMy remembrance
🇹🇷 20:42 Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle git. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.
ikiniz gidinGo, both of youFir'avn'atoFiravunFiraunçünkü oIndeed, heazdı(has) transgressed
🇹🇷 20:43 Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.
ve söyleyinAnd speakonato himbir söza wordyumuşakgentlebelkiperhaps heöğüt alırmay take heedveyaorkorkarfear
🇹🇷 20:44 Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.
dediler kiThey saidRabbimizOur Lordşüphesiz bizIndeed, wekorkuyoruzfeardiyethattaşkınlık ederhe will hastenbizeagainst usyahutordiyethatiyice azarhe will transgress
🇹🇷 20:45 (Musa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız" dediler.
dediHe saidkorkmayın(Do) notkorkarlarfearbenIndeed, I Amsizinle beraberimwith you bothişitirI hearve görürümand I see
🇹🇷 20:46 Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."
haydi varın onaSo go to himdeyin kiand sayşüphesiz bizIndeed, weelçileriyizboth (are) Messengerssenin Rabbinin(of) your Lordgönderso sendbizimlewith usoğullarını(the) Children of Israelİsrail(the) Children of Israelveand (do) notonlara azab etmetorment themkuşkusuzVerilybiz sana getirdikwe came to youbir ayetwith a SignRabbindenfromRabbinyour Lordve EsenlikAnd peaceüzerinedironkimseler(one) whouyanfollowshidayetethe Guidance
🇹🇷 20:47 Hemen gidin de Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."
gerçekten bizIndeed, wedoğrusuverilyvahyolunduit has been revealedbizeto usmuhakkakthatazabınthe punishmentüzerine (olacağı)(will be) onkimsenin(one) whoyalanlayandeniesve yüz çevireninand turns away
🇹🇷 20:48 "Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab şüphesiz (gerçeği) inkâr edip ona sırt çevirenleredir."
dedi kiHe saidkimdir?Then whoRabbiniz(is) your Lordey MusaO Musa
🇹🇷 20:49 Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi.
dediHe saidRabbimizOur Lordo ki(is) the One Whoverendirgaveher(to) everyşeyethingyaratılışınıits formsonrathenonu doğru yola iletendirHe guided (it)
🇹🇷 20:50 Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.
(Fir'avn) dediHe saidne olacak?Then whathali(is the) casenesillerin(of) the generationsilk(of) the former
🇹🇷 20:51 Firavun: "Öyleyse geçmiş asırlar (daki insanlar)ın durumu nedir?" dedi.
Mahmoud Khalil Al-Husary