ve eğerAnd ifyüz çevirecek olursanyou turn awayonlardanfrom thembekleyerekseekingbir rahmetimercyRabbindenfromRabbinyour Lordumduğunwhich you expectbari söylethen sayonlarato thembir söza wordyumuşakgentle
🇹🇷 17:28 Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.
ve aslaAnd (do) notyapmamakeel(ler)iniyour handbağlanmışchainedboynunatoboynunyour neckveand notaçmaextend ittamamen(to its) utmostaçarakreachsonra kalırsınso that you sitkınanmışblameworthyhasret içindeinsolvent
🇹🇷 17:29 Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açıp saçma (israf etme); aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.
şüphesizIndeedRabbinyour Lordaçar (bol bol verir)extendsrızkıthe provisionkimseyefor whomdilediğiHe willsve kısarand straitensçünkü OIndeed, Hekullarınıiskullarındanof His slavesbilirAll-AwaregörürAll-Seer
🇹🇷 17:30 Gerçekten senin Rabbin, kullarından dilediğinin rızkını genişletir ve dilediğini kısar. Şüphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her şeyi görendir.
öldürmeyinAnd (do) notöldürürlerkillçocuklarınızıyour childrenkorkusuyla(for) fearfakirlik(of) povertybizWesizi de besliyoruz(We) provide for themonları daand for youşüphesizIndeedonları öldürmektheir killinggünahtırisbir günaha sinbüyükgreat
🇹🇷 17:31 Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.
ve aslaAnd (do) notyaklaşmayıngo nearzinayaadulteryçünkü oIndeed, itaçık bir kötülüktürisbir hayâsızlıkan immoralityve çok kötüand (an) evilbir yoldur;way
🇹🇷 17:32 Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.
ve aslaAnd (do) notöldürmeyinkillcanıthe soulharam kıldığıwhichAllah haram kıldıAllah has forbiddenAllah'ınAllah has forbiddenhaksız yereexcepthak ileby rightve kimAnd whoeveröldürülürse(is) killedhaksızlıklawrongfullymuhakkakverilyvermişizdirWe have madeonun velisinefor his heirbir yetkian authorityfakatbut notaşırı gitmesinhe should exceedöldürmedeinöldürmethe killingçünküIndeed, hekendisine yardım edilmiştirisyardım ettihelped
🇹🇷 17:33 Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.
ve aslaAnd (do) notyaklaşmayıncome nearmalına(the) wealthyetimin(of) the orphandışındaexceptowith whatodur[it] isen güzel tarzbestkadaruntilerginlik çağınahe reacheserişinceyehis maturityve yerine getirinAnd fulfilahdithe covenantçünküIndeedahd'denthe covenantsorulacaktırwill besorgulandıquestioned
🇹🇷 17:34 Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.
tam yapınAnd give fullölçüyü[the] measurezamanwhenölçtüğünüzyou measuretartınand weighterazi ilewith the balancedoğruthe straightbuThatdaha iyidir(is) goodve daha güzeldirand bestsonuç bakımından(in) result
🇹🇷 17:35 Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir.
veAnd (do) notardına düşmepursueşeyinwhatolmayannotseninyou havehakkındaof itbilginany knowledgeçünküIndeedkulakthe hearingve gözand the sightve gönüland the hearthepsiallbunlarınthoseo(yaptığı)ndanwill be[onun hakkında][about it]sorumludurquestioned
🇹🇷 17:36 Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.
veAnd (do) notyürümewalkyeryüzündeinyeryüzüthe earthkabara kabara(with) insolenceçünkü senIndeed, youyırtamazsınwill neveryarılırtearyerithe earthveand will nevererişemezsinreachdağlarathe mountainsboyca(in) height
🇹🇷 17:37 Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.
hepsiAllbunlarınthatolandıriskötü[its] evilkatındanearRabbininyour Lordhoş görülmeyen şeylerdirhateful
🇹🇷 17:38 Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.
Mahmoud Khalil Al-Husary