☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve size verdiAnd He gave youherşeydenofhepsiallne varsawhatkendisinden istediğinizyou asked of Himve eğerAnd ifsaymak istesenizyou countni'metini(the) Favor of AllahAllah'ın(the) Favor of Allahsayamazsınıznotonları sayamazsınızyou will (be able to) count themdoğrusuIndeedinsanthe mankindçok haksızlık edendir(is) surely unjustçok nankördür(and) ungrateful
🇹🇷 14:34 O, Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah'ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür.
bir zamanAnd whenşöyle demiştisaidİbrahimIbrahimRabbimMy LordkılMakebuthisşehricitygüvenlisafebeni uzak tutand keep me awayve oğullarımıand my sonstapmaktanthatibadet ederizwe worshipputlarathe idols
🇹🇷 14:35 Hatırla ki; Bir zaman İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!
RabbimMy Lordşüphesiz onlarIndeed, theyşaşırttılarhave led astraybirçoğunumanyinsanlardanamonginsanlarthe mankindartık kimSo whoeverbana uyarsafollows meşüphsiz othen indeed, hebendendir(is) of meve kimand whoeverbana karşı gelirsedisobeys meşüphesiz senthen indeed, Youbağışlayansın(are) Oft-ForgivingesirgeyensinMost Merciful
🇹🇷 14:36 "Rabbim! Çünkü onlar (putlar) insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa, o bendendir; kim bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.
RabbimizOur LordbenIndeed, Iyerleştirdim[I] have settled(bazısını)(some) ofçocuklarımdanmy offspringsbir vadiyein a valleyolmayannotsahibiwithekincultivationyanındanearsenin evininYour Sacred HousemukaddesYour Sacred HouseRabbimizour Lordkılsınlar diyeThat they may establishnamazıthe prayersartık kılSo makegönülleriniheartsbirtakımofinsanlarınthe menmeylettirinclineonlaratowards themve onları rızıklandırand provide them(çeşitli)withmeyvalarlathe fruitsumulur kiso that they mayşükrederlerbe grateful
🇹🇷 14:37 "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyti Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
RabbimizOur Lordşüphesiz senIndeed, YoubilirsinYou knowşeyiwhatbizim gizlediğimizwe concealve şeyiand whataçığa vurduğumuzwe proclaimveAnd notgizli kalmaz(is) hiddenAllah'afromAllahAllahhiçbiranyşeythingyerdeinyeryüzüthe earthve ne deand notgökteingökthe heaven
🇹🇷 14:38 "Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin. Çünkü yerde ve gökte, hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.
hamdolsunAll the PraiseAllah'a(is) for Allahlutfedenthe One Whobağışladıhas grantedbanameihtiyarlık çağımdainyaşlılıkthe old ageİsma'il'iIshmaelve İshak'ıand IsaacşüphesizIndeedRabbimmy Lordişitendir(is) All-Hearerdu'ayı(of) the prayer
🇹🇷 14:39 "İhtiyarlık halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitir.
RabbimMy Lordbeni kılMake mekılanlardanan establishernamazı(of) the prayerveand fromzürriyetimimy offspringsRabbimizOur Lordkabul buyurand acceptdu'amımy prayer
🇹🇷 14:40 "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!
RabbimizOur LordbağışlaForgivebenimeanamı-babamıand my parentsve mü'minleriand the believersgün(on) the Daygörüleceğiwill (be) establishedhesabınthe account
🇹🇷 14:41 "Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, anababamı ve müminleri bağışla!"
sanmaAnd (do) notsanırlarthinkAllah'ı(that) Allahgafil(is) unawareşeylerdenof whatyaptığıdozalimlerinthe wrongdoersmuhakkak OOnlyertelemektedirHe gives them respitebir güneto a Day(dehşetten) donup kalacağıwill stareondain itgözlerinthe eyes
🇹🇷 14:42 Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.