ve dedilerAnd they saidolun kiBeYahudiJewsveyaorhıristiyanChristiansdoğru yolu bulasınız(then) you will be guidedde kiSaybilakis (uyarız)Naymilletine (dinine)(the) religionİbrahim'in(of) Ibrahimhanif(the) uprightO değildiand noto idihe wasortak koşanlardanof(Allah'a) ortak koşanlarthose who associated partners (with Allah)
🇹🇷 2:135 Bir de: "yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız." dediler. Sen onlara de ki: "Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine (uyarız) ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadı."
deyinSayinandıkWe have believedAllah'ain Allahve şeyeand whatindirilen(is) revealedbizeto usve şeyeand whatindirilenwas revealedİbrahim'etoİbrahimIbrahimve İsma'il'eand Ishmaelve İshak'aand Isaacve Ya'kub'aand Yaqubve torunlarınaand the descendantsve şeyeand whatverilenwas givenMusa'ya(to) Musave Îsa'yaand Isave şeyeand whatverilenwas givenpeygamberlere(to) the ProphetsRablerindenfromRableritheir Lordayırım yapmayızNotayrım yaparızwe make distinctionarasındabetweenhiçbirianyonlarınof themve bizAnd weO'nato Himteslim olanlarız(are) submissive
🇹🇷 2:136 Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız."
eğerSo ifiman ederlersethey believe[d]gibiin (the) likesizin iman ettiğiniz(of) whatiman ettinizyou have believedonain [it]elbettethen indeeddoğru yolu bulmuş olurlarthey are (rightly) guidedeğerBut ifdönerlersethey turn awaymutlakathen onlyonlartheyiçine(are) inanlaşmazlık (düşerler)dissensiononlara karşı sana yeterSo will suffice you against themAllahAllahve Oand Heişitendir(is) the All-Hearingbilendirthe All-Knowing
🇹🇷 2:137 Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler. Allah onlara karşı sana yeter. Ve O, işitendir, bilendir.
boyası (ile boyan)(The) color (religion)Allah'ın(of) Allahve kimdirAnd whodaha güzeli(is) betterAllah'tanthanAllahAllahboyasıat coloringve biz ancakAnd weO'nato Himkulluk ederiz(are) worshippers
🇹🇷 2:138 Allah'ın boyasına bak, (vaftiz nolacak?) Kim, Allah'dan daha güzel boya vurabilir ki? İşte biz O'na ibadet edenleriz.
söyle (onlara)Saybizimle tartışıyor musunuz?Do you argue with ushakkındaaboutAllahAllahO ikenwhile Hebizim de Rabbimiz(is) our Lordsizin de Rabbinizand your LordbizimdirAnd for usbizim yaptıklarımız(are) our deedssizindirand for yousizin yaptıklarınız(are) your deedsve bizand weO'nato Himgönülden bağlananlarız(are) sincere
🇹🇷 2:139 De ki: "Allah hakkında bizimle didişmeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. Şu kadar var ki, biz O'na ihlas ile sarılıyoruz.
yoksaOrsöylüyor(mu)sunuz(do) you sayşüphesizthatİbrahimIbrahimve İsma'iland Ishmaelve İshakand Isaacve Ya'kuband Yaqubve torunlarınınand the descendantsolduklarınıwereyahudiJewsyahutorhıristiyanChristiansde kiSaysiz miAre youdaha iyi bilirsinizbetter knowingyoksaorAllah (mı)(is) Allahve kimdirAnd whodaha zalim(is) more unjustkimsedenthan (the one) whogizleyenconcealedşahitliğia testimonyyanında bulunan(that) he hastarafındanfromAllahAllahve değildirAnd notAllah(is) Allahgafilunawareyaptıklarınızdanof whatyaparsınızyou do
🇹🇷 2:140 "Yoksa siz, İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakup da ve torunları da hep yahudi ve hıristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?" De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın şahitlik ettiği bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zâlim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
İşte onlarThisbir ümmetti(was) a communityki(which)gelip geçtihas passed awayonlarındırfor itşeylerwhatkazandıklarıit earnedve sizindirand for youşeylerwhatsizin kazandıklarınızyou have earnedsorulmazsınızAnd notsorulacaksınızyou will be askedşeylerdenabout whatolduklarıthey used toonların yapıyordo
🇹🇷 2:141 Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary