☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
istiyorlarThey wantsöndürmektosöndürmekextinguishnurunuAllah's lightAllah'ınAllah's lightağızlariylewith their mouthshalbuki istemezbut Allah refusesAllahbut Allah refusesbaşkasınıexcepttamamlamaktantotamamlarperfectnurunuHis Lightşayeteven ifhoşlanmasa dathe disbelievers dislike (it)kafirlerthe disbelievers dislike (it)
🇹🇷 9:32 Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor.
OHeki(is) the One Whogönderdihas sentElçisiniHis Messengerhidayetlewith the guidanceve din ileand the religionhak(of) [the] truthonu çıkarsın diyeto manifest itüstüneoverdin(ler)inall religionsbütünall religionsşeayetEven ifhoşlanmasa dadislike (it)ortak koşanlarthe polytheists
🇹🇷 9:33 O öyle bir Allah'dır ki, Resulünü hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir. Müşrikler hoşlanmasalar da.
EyO you who believekimselerO you who believeinananlarO you who believeşüphesizIndeedbirçoğumanyhahamlardanofhahamlarthe rabbisve rahipler(den)and the monksyerlersurely eatmallarını(the) wealthinsanların(of) the peoplehaksızlıklain falsehoodve çevirirlerand hinderyolundanfromyol(the) wayAllah(of) AllahkimselerAnd those whoyığanhoardaltınthe goldve gümüşüand the silverveand (do) notonları harcamayanlarspend ityolundainyol(the) wayAllah(of) Allahişte onlara müjdele[so] give them tidingsbir azabıof a punishmentacıklıpainful
🇹🇷 9:34 Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!
O gün(The) Daykızdırılırit will be heated [on it]üzerleriit will be heated [on it]içindeinateşithe Firecehennem(of) Helldağlanırand will be brandedbunlarlawith itonların alınlarıtheir foreheadsve yanlarıand their flanksve sırtlarıand their backs(işte) budurThisşeyler(is) whatyığdıklarınızyou hoardednefisleriniz içinfor yourselveso halde tadınso tasteşeyleriwhatolduğunuzyou used toyığıyor(lar)hoard
🇹🇷 9:35 O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek.
şüphesizIndeedsayısı(the) numberayların(of) the monthskatındawithAllah'ınAllah(on) iki(is) twelveon (iki)(is) twelveaydırmonthskitabındainfarz(the) ordinanceAllah'ın(of) Allahgünden beri(from the) DayyarattığıHe createdgöklerithe heavensve yeriand the earthbunlardanof themdördüfourharam(ay)lardır(are) sacredişte budurThatdin(is) the religiondoğruthe uprightzulmetmeyinso (do) notzulümwrong(o aylar) içindethereinkendinizeyourselvesve savaşınAnd fightortak koşanlarlathe polytheiststopyekunall togethernasılassizinle savaşıyorlarsathey fight youtopyekunall togetherve bilin kiAnd knowşüphesizthatAllahAllahberaberdir(is) withkorunanlarlathe righteous
🇹🇷 9:36 Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.