ve olmazlarAnd neverrazıwill be pleasedsendenwith you(ne) yahudilerthe Jews(ne de)and [not]hıristiyanlarthe Christianskadaruntilsen uyuncayayou followonların milletine (dinine)their religionde kiSayşüphesizIndeedhidayeti(the) GuidanceAllah'ın(of) Allahoduritasıl doğru yol(is) the GuidanceeğerAnd ifuyarsanyou followonların arzularınatheir desiressonraaftersana gelenwhatsize geldihas come to youilimdenofilimthe knowledgeyokturnotsanafor youAllah'tanfromAllahAllahhiçanybir dostprotectorve hiçand notbir yardımcıany helper
🇹🇷 2:120 Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.
kimselerThosekendilerine verdiğimizWe have given themKitabıthe Bookonu okuyanlarrecite itdoğru bir(as it has the) rightokuyuşla(of) its recitationişte onlarThose (people)inananlardırbelieveonain itve kimAnd whoeverinkar edersedisbelievesonuin itiştethen thoseonlartheyziyana uğrayanlardır(are) the losers
🇹🇷 2:121 Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler.
Ey oğullarıO Childrenİsrail(of) IsraelhatırlayınRememberni'metiMy Favorverdiğimwhichnimet verdimI bestowedsizeupon yougerçektenand that Isizi üstün kıldığımı[I] preferred youüzerineoveralemlerthe worlds
🇹🇷 2:122 Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın!
sakınınAnd fearşu günden (ki)a daycezasını çekmeznotfayda verirwill availkimsea soulkimsenin(of)(başka) bir can(another) soulbir şeyleanythingve kabul edilmezand notkabul edilirwill be acceptedondanfrom itfidyeany compensationona fayda vermezand notona fayda verecekwill benefit itşefaatany intercessiononlaraand notonlartheyyardım da edilmezwill be helped
🇹🇷 2:123 Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezler.
zamanAnd whenimtihan ettiği;triedİbrahim'iIbrahimRabbihis Lordkelimelerlewith wordso da onları tamamlamıştıand he fulfilled them(Allah) dedi kiHe saidşüphesiz benIndeed Iseni yapacağım(am) the One to make youinsanlar içinfor the mankindöndera leader(İbrahim) dedi kiHe saidbenim soyumdan daAnd fromsoyummy offspringbuyurduHe saidulaşmaz(Does) notulaşırreachahdimMy Covenantzalimlere(to) the wrongdoers
🇹🇷 2:124 Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu.
haniAnd whenbiz kıldıkWe madeBeyt'i (Ka'be'yi)the Housetoplanma yeria place of returninsanlarafor mankindve güven yeriand (a place of) securitysiz de edininand (said), "Takemakamından[from]makam(the) standing placeİbrahim'in(of) Ibrahimbir namaz yeri(as) a place of prayerve emretmiştikAnd We made a covenantİbrahim'ewithİbrahimIbrahimve İsma'il'eand Ishmaeltemizlemesini[that]temizleyin[You both] purifyev'imiMy Housetavaf edenler içinfor those who circumambulateibadete kapananlarand those who seclude themselves for devotion and prayerve rüku edenlerand those who bow downsecde edenlerand those who prostrate
🇹🇷 2:125 Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makamı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!"
ve haniAnd whendemişti kisaidİbrahimIbrahimRabbimMy Lordkılmakebuthisşehria citygüvenlisecureve rızıklandırand providehalkınıits peopleürünlerlewithmeyvelerfruitskimseleri(to) whoeverinananbelievedonlardanfrom themAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Last(Rabbi) buyurdu kiHe saidkimseyiAnd whoeverinkar edendisbelievedonu geçindiririm[then] I will grant him enjoymentaz bir (süre)a littlesonrathenonu mahkum ederimI will force himazabınatoazap(the) punishmentcehennem(of) the Fireve ne kötüand evildönüş yeridir(is) the destination
🇹🇷 2:126 Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!"
Mahmoud Khalil Al-Husary