☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve ita'at edinAnd obeyAllah'aAllahve Elçisineand His Messengerbirbirinizle çekişmeyinand (do) nottartışırlardisputeyoksa korkuya kapılırsınız dalest you lose courageve giderand (would) departgücünüz (devletiniz)your strengthve sabredinand be patientçünküIndeedAllahAllahberaberdir(is) withsabredenlerlethe patient ones
🇹🇷 8:46 Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
olmayınAnd (do) notolbegibilike those whoçıkancame forthyurtlarındanfromyurtlarıtheir homesçalım satarakboastfullyve gösteriş yaparakand showing offinsanlara(to) the peopleve men'edenlerand hinder (them)yolundanfromyol(the) wayAllah(of) Allahve AllahAnd Allahonların bütün yaptıklarınıof whatyaparlarthey dokuşatmıştı(is) All-Encompassing
🇹🇷 8:47 Çalım atarak ve halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkanlar ve Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayın. Allah onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
O zamanAnd whensüslemişmade fair-seemingonlarato themşeytanthe Shaitaanyaptıkları işitheir deedsve demiştiand he saidyokturNo (one)yenecek kimse(can) overcomesizi[to] youbugüntodayinsanlardanfrominsanlarthe peopleve elbette benand indeed, I amyanınızdayıma neighborsizinfor youfakat ne zamanBut whenbirbirini görüncecame in sightiki toplulukthe two forces(geriye) dönüphe turned awayüzerineoniki ökçesihis heelsve dedi kiand saidelbette benIndeed, I amuzağımfreesizdenof youelbette benIndeed, Igörüyorumseeşeyleriwhatsizin görmediğinizinotgörürsünyou seeelbette benindeed, Ikorkarım[I] fearAllah'tanAllahzira Allah'ınAnd Allahçetindir(is) severecezası(in) the penalty
🇹🇷 8:48 Şeytan, onlara amellerini güzel gösterdiği zaman, "Bu gün insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardımcıyım." demişti. Fakat iki tarafın karşı karşıya geldiği görününce arkasını dönüp kaçtı ve şöyle dedi: "Ben sizden kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz şeyler görüyorum ve ben Allah'dan korkarım. Ayrıca Allah'ın azabı çok çetindir."
o vakitWhendiyorlardısaidMünafıklarthe hypocritesve kimselerand those who bulunaninkalblerindetheir heartshastalık(was) a diseasealdatmış(Had) deludedbunlarıthese (people)dinleritheir religionoysa kimBut whoeverdayanırsaputs (his) trustAllah'ainAllahAllahşüphesizthen indeedAllahAllahdaima galibtir(is) All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 8:49 O sırada münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar hakkında) "şu adamları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet sahibidir.
ve keşkeAnd ifgörseydinyou (could) seecanlarını alırkenwhencanları alırtake away soulskimseleri(of) those whoo inkar eden(leri)disbelieveMeleklerthe Angelsvuruyorlarstrikingyüzlerinetheir facesve kıçlarınaand their backshaydi tadınTasteazabını(the) punishmentyangın(of) the Blazing Fire
🇹🇷 8:50 Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vura vura ve "Tadın bakalım cehennem azabını!" diye diye canlarını alırken hallerini bir görmeliydin.
işte buThatyüzündendir(is) for whatyapıp öne sürdüğü işlersent forthellerinizinyour handsyoksa şüphesizAnd indeedAllahAllahdeğildir(is) notzulmediciunjustkullarato His slaves
🇹🇷 8:51 İşte bu, sizin kendi ellerinizle meydana getirdiğiniz bir sonuçtur. Hiç şüphesiz Allah, kullarına hiçbir şekilde zalim biri değildir.
tıpkı gidişi gibidirLike (the) wayailesi(of) peopleFir'avn(of) Firaunve kimselerinand those whoonlardan öncekilerin(were) fromonlardan öncebefore them(onlar da) inkar etmişlerdiThey disbelievedayetleriniin (the) SignsAllah'ın(of) Allahonları yakalamıştıso seized themAllahAllahgünahlarıylafor their sinsşüphesizIndeedAllahAllahgüçlüdür(is) All-Strongçetindir(and) severecezası(in) the penalty
🇹🇷 8:52 Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi onlar da Allah'ın âyetlerini tanımadılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden tutuklayıverdi. Çünkü Allah çok kuvvetli ve azabı çok çetin olandır.