☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kim(He) whoita'at ederseobeysElçi'yethe Messengermuhakkak kithen surelyita'at etmiş olurhe obeyedAllah'aAllahkim deand whoeveryüz çevirirseturns away biz seni göndermedikthen notseni gönderdikWe (have) sent youonların üzerineover thembekçi(as) a guardian
🇹🇷 4:80 Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.
derler kiAnd they saypeki (tamam)(We pledge) obediencefakatThen whençıkıncathey leavesenin yanındanfromsenyougeceleyin kurarlarplan by nightbirtakımıa groupiçlerindenof themtersiniother thanşeyinthat whichsöylemiş olduğunyou sayAllahBut Allahyazmaktadırrecordsşeyleriwhatgeceleyin düşünüp kurduklarınthey plan by nightsen aldırmaSo turn (away)onlarafrom themve dayanand put (your) trustAllah'ainAllahAllahve yeterAnd sufficientAllahis Allahvekil olarak(as) a Trustee
🇹🇷 4:81 Sana "Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.
düşünmüyorlar mı?Then (do) notdüşünürlerthey ponderKur'an'ı(on) the Quranve eğerAnd ifolsaydıit had (been)tarafından(of)-denfrombaşkasıother thanAllah'tanAllahbulurlardısurely they (would have) foundondain itbirbirini tutmaz;contradictionçok şeymuch
🇹🇷 4:82 Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.
ne zaman kiAnd whenonlara gelsecomes to thembir habera matter(dair)ofgüvenethe securityveyaorkorkuya[the] fearyayarlarthey spreadonu[with] ithalbukiBut ifonu götürselerdithey (had) referred itElçi'yetoelçithe Messengerve sahiplerineand toişte onlarthosebuyruk(having) authorityaralarındakiamong thembilirlerdisurely would have known itkimselerthose whoişin içyüzünü araştıran(lar)draw correct conclusion (from) itonun ne olduğunuamong themeğer olmasaydıAnd if notlutfu(had been the) bountyAllah'ın(of) Allahsizeon youve rahmetiand His Mercyuyardınızsurely you (would have) followedşeytanathe Shaitaanhariçexceptpek azınıza few
🇹🇷 4:83 Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.
(o halde) savaşSo fightyolundainAllah(the) wayAllah'ın(of) Allahsen sorumlu değilsinnotsen sorumlu musunare you responsiblebaşkasındanexceptkendinden(for) yourselfve teşvik etAnd encourageinananlarıthe believersumulur kiperhapsAllahAllahkırarwilltutarlarrestraingücünü(the) mightkimselerin(of) those whoinkar eden(lerin)disbelievedAllah'ınAnd Allahdaha güçlüdür(is) Strongerbaskını(in) Mightve daha çetindirand Strongercezası(in) punishment
🇹🇷 4:84 (Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü, ve cezası daha çetindir.
kimWhoeverdestek olursaintercedes bir desteklean intercessiongüzelgoodvardırwill haveonunfor himbir payıa shareo iştenof itve kimand whoeverdestek olursaintercedes bir desteklean intercessionkötü bir (işe)evilolurwill haveonunfor himbir payıa portiono iştenof itveAnd isAllahAllahheronhereveryşeyithinggözetip karşılığını verendira Keeper
🇹🇷 4:85 Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verir.
ve zamanAnd whenselamlandığınızyou are greetedbir selam ilewith a greetingsiz de selam verinthen greetdaha güzeliylewith betterondanthan ityahutoraynen iade edinreturn itşüphesizIndeedAllahAllahher şeyiis-inofhereveryşeythinghesaplayandıran Accountant
🇹🇷 4:86 Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.