☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
haniAnd whensizi kurtarmıştıkWe saved youailesindenfrominsanlar(the) peopleFir'avn(of) Firaunonlar size reva görüyor(who were) afflicting you (with)en kötüsünühorribleazabıntormentboğazlayıpslaughteringoğullarınızıyour sonssağ bırakıyorlardıand letting livekadınlarınızıyour womenve vardıAnd inbunda sizin içinthatbir imtihan(was) a trialRabbinizdenfromRabbinyour Lordbüyükgreat
🇹🇷 2:49 (Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
haniAnd whenyarmıştık;We partedsizin içinfor youdenizithe seasizi kurtarmışthen We saved youve boğmuştukand We drownedailesini(the) peopleFir'avn(of) Firaunve siz dewhile yougörüyordunuz(were) looking
🇹🇷 2:50 Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz.
haniAnd whensözleşmiştikWe appointedMusa ile(for) Musakırkfortygece içinnightssonraThensiz (tanrı) edinmiştinizyou tookbuzağıyıthe calfonun ardındanfromondan sonraafter himve sizand youzalimlerdiniz(were) wrongdoers
🇹🇷 2:51 Hani bir zamanlar Musa'ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz.
sonraThenaffetmiştikWe forgavesiziyouardındanfromsonraafterbununthatbelkiso that you mayşükredersiniz (diye)(be) grateful
🇹🇷 2:52 Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.
ve haniAnd whenvermiştikWe gaveMusa'yaMusaKitapthe Bookve furkanand the Criterionbelkiperhaps youhidayete erersiniz (diye)(would be) guided
🇹🇷 2:53 Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
ve haniAnd whendemişti kisaidMusaMusakavmineto his peopleey kavmimO my peopleşüphesiz sizlerIndeed, youzulmettiniz[you] have wrongedkendinizeyourselves(tanrı) edinmekleby your takingbuzağıyıthe calfgelin tevbe edin deSo turn in repentanceyaratıcınızatosizi yaratanyour Creatorve öldürünand killnefisleriniziyourselvesbuThatdaha iyidir(is) bettersizin içinfor youkatındawithyaratıcınızyour Creatortevbenizi kabul buyurmuş olurThen He turnedsizintowards youşüphesizIndeed HeOHetevbeyi çok kabul edendir(is) the-returningmerhametlidirthe Most Merciful
🇹🇷 2:54 Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.
ve haniAnd whendemiştinizyou saidey MusaO MusainanmayızNeveriman eder miyiz(will) we believesanain youkadaruntilgörünceyewe seeAllah'ıAllahaçıkçamanifestlyderhal sizi yakalamıştıSo seized youyıldırım gürültüsüthe thunderboltsiz dewhile youbunu görüyordunuz(were) looking
🇹🇷 2:55 Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.
sonraThensizi tekrar diriltmiştikWe revived youardındanfromsonraafterölümünüzünyour deathbelkiso that you mayşükredersiniz (diye)(be) grateful
🇹🇷 2:56 Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik.
ve gölgelendirdikAnd We shadedüstünüze[over] youbulutu(with) [the] cloudsve indirdikand We sent downsizeto youkudret helvası[the] mannave bıldırcınand [the] quailsyeyinEatgüzelliklerdenfromtemiz şeyler(the) good thingsşeylerithatrızık olarak verdiğimizWe have provided youve değildiAnd notbize zulmediyorthey wronged Usamabutidilerthey werekendilerine(to) themselveszulmetmektelerdoing wrong
🇹🇷 2:57 Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.