doğrusuCertainlyişittiheardAllahAllahsözünü(the) sayingkimselerin(of) those whodiyen(lerin)saidmuhakkakIndeedAllahAllahfakirdir(is) poorve bizwhile wezenginiz(are) richyazacağızWe will recordşeyleriwhatonların dediklerithey saidve öldürmeleriniand their killingpeygamberlerithe Prophetshaksız yerewithout(hiçbir) hak(any) rightve diyeceğizand We will saytadınTasteazabını(the) punishmentyangın(of) the Burning Fire
🇹🇷 3:181 Allah, "Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın o yakıcı azabı!".
buThatkarşılığıdır(is) becauseyapıp öne sürdürdüğünün(of what) sent forthsizin ellerinizinyour handsve şüphesizand thatAllahAllahasla değildiris notzulmediciunjustkullarato (His) slaves
🇹🇷 3:182 "Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır". Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.
onlar kiThose whodedilersaidşüphesizIndeedAllahAllahand verdi(has) taken promisebizefrom usinanmayalımthat notiman etmemizwe (should) believehiçbir elçiye;in a Messengerkadaruntilbize getirinceyehe brings to usbir kurbana sacrifice yiyeceğiconsumes itateşinthe firede kiSayelbetteSurelysize gelmişticame to youelçilerMessengersbenden öncefrombenden öncebefore meaçık delillerlewith the clear Signsve bu dediğinizleand with whatkonuşursunuzyou speakniçinSo whyonları öldürdünüzyou killed themeğerifidiysenizyou aredoğrutruthful
🇹🇷 3:183 "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlarıniçin öldürdünüz?"
eğerThen ifseni yalanladılarsathey reject youdoğrusuthen certainlyyalanlanmıştıwere rejectedpeygamberler deMessengerssenden öncefromsenden öncebefore yougetiren(who) cameaçık delillerwith the clear Signshikmetli sahifelerand the Scripturesve Kitabıand the Book aydınlatıcı[the] Enlightening
🇹🇷 3:184 Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
herEverycansoultadacaktır(will) tasteölümü[the] deathşüphesizand onlysize eksiksiz verilecektiryou will be paid in fullecirlerinizyour rewardgünü(on the) Daykıyamet(of) [the] Resurrectionkim ki hemenThen whoeverçekilip kurtarılıris drawn awayateş(in elin)denfromateşthe Fireve sokulursaand admittedcennete(to) Paradiseişte othen surelykurtuluşa ermiştirhe is successfulve değildirAnd nothayatı(is) the lifedünya(of) the worldbaşka bir şeyexceptzevktenenjoymentaldatıcı(of) delusion
🇹🇷 3:185 Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir.
deneneceksinizYou will certainly be testedhususundainmallarınızyour wealthve canlarınızand yourselvesve (sözler) duyacaksınızAnd you will certainly hearkendilerinefromonlar kithose whoverilenlerdenwere givenKitapthe Booksizden öncefromsenden öncebefore youkimselerdenand fromonlar kithose whoortak koşan(lar)associate partners with Allah inciticihurtful thingsçokmanyamaand ifsabrederyou are patientve korunursanızand fear (Allah)şüphesizthen indeedişte bunlarthatyapmağa değer(is) ofişlerthe mattersişlerdendir(of) determination
🇹🇷 3:186 Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.
Mahmoud Khalil Al-Husary