☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
şüphesizIndeedkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedyarar sağlamayacaktırneverfayda verirwill availonlara[for] themmallarıtheir wealthne deand notevladlarıtheir childrenkarşıagainstAllah'aAllahhiçbir şeyanythingve onlarand thosehalkıdır(are the) companionsateş(of) the Fireonlartheyoradain itsürekli kalacaklardır(will) abide forever
🇹🇷 3:116 O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.
durumuExampleşeylerin (malların)(of) whatharcadıklarıthey spendbuinbuthisdünya[the] lifehayatında(of) the worldbenzer(is) like (the) examplebir rüzgara(of) a windkendisinein itdondurucu(is) frostvurupit struckekinine(the) harvestbir topluluğun(of) a peoplezulmedenwho wrongednefislerinethemselvesonu mahvedenthen destroyed itonlara zulmetmediAnd notonlara zulmetti(has) wronged themAllahAllahfakat[and] butonlar kendi kendilerinethemselveszulmediyorlardıthey wronged
🇹🇷 3:117 Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
eyO youkimselerwhoinanan(lar)believe[d]edinmeyin(Do) notalırlartakekendinize dost(as) intimateskendinizden başkasınıfromsizden başkaother than yourselvesonlar sizi geri durmazlarnotsizi esirgeyeceklerthey will spare youbozmaktan(any) ruinisterlerThey wishşeyleriwhatsize sıkıntı verecekdistresses youdoğrusuIndeedtaşmaktadır(has become) apparentöfkethe hatredonların ağızlarındanfromağızlarıtheir mouthsşeyler (kin) iseand whatgizlediklericoncealsgöğüslerindetheir breastsdaha büyüktür(is) greaterelbetteCertainlyaçıkladıkWe made clearsizefor youayetlerithe Verseseğerifisenizyou weredüşünüyor(to use) reason
🇹🇷 3:118 Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık.
işte sizLo! You areöyle kimselersiniz kithoseonları seversinizyou love themhalbuki onlar sizi sevmezlerbut notsizi severlerthey love youve inanırsınızand you believeKitabınin the Book hepsineall of itzamanAnd whensizinle karşılaştıklarıthey meet youderlerthey sayinandıkWe believeve zamanAnd whenyalnız kaldıklarıthey are aloneısırırlarthey bitesize karşıat youparmak uçlarınıthe finger tipsöfkeden(out) oföfke[the] ragede kiSayölünDieöfkenizdenin your rageşüphesizIndeedAllahAllahbilir(is) All-Knowingözünüof whatgöğüslerin(is in) the breasts
🇹🇷 3:119 İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "kininizle geberin!". Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir.
eğerIfsize dokunsatouches youbir iyilika goodonları tasalandırırit grieves themve eğerand ifsize dokunsastrikes youbir kötülükmisfortunesevinirlerthey rejoiceonaat iteğerAnd ifsabrederyou are patientve korunursanızand fear (Allah)size zarar vermeznotsize zarar verirwill harm youonların tuzağıtheir plothiçbir şekilde(in) anythingşüphesizIndeedAllahAllahşeyleriof whatonların yaptıklarıthey dokuşatmıştır(is) All-Encompassing
🇹🇷 3:120 Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.
haniAnd whensen erkendenyou left early morningailendenfromev halkınyour householdayrılmıştınto postmü'minlerithe believersyerleştiriyordun(to take) positionssavaş içinfor the battleAllah daAnd Allahişitendi(is) All-HearingbilendiAll-Knowing
🇹🇷 3:121 Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.