☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ العلقمَكِّيَّة ۝ ١٩ آيَة
gördün mü?Have you seenyaifyalanlarsa?he deniesve yüz çevirirse?and turns away
🇹🇷 96:13 Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,
bilmedi mi (o)?Does notbilirhe knowmuhakkakthatAllah'ınAllahgördüğünüsees
🇹🇷 96:14 O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?
hayırNayeğerIfbundan vazgeçmezsenotvazgeçerhe desistsmutlaka yakalarızsurely We will drag himperçemindenby the forelock
🇹🇷 96:15 Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
perçem(den)A forelockyalancılyinggünahkarsinful
🇹🇷 96:16 Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
o zaman çağırsınThen let him callmeclisinihis associates
🇹🇷 96:17 O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.
biz de çağıracağızWe will callzebanilerithe Angels of Hell
🇹🇷 96:18 Biz de Zebanileri çağıracağız.
hayırNayona boyun eğme(Do) notona itaat edinobey himsecde etBut prostrateve yaklaşand draw near (to Allah)
🇹🇷 96:19 Sakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklaş.
سُورَةُ القدرمَكِّيَّة ۝ ٥ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

elbette bizIndeed, Weonu indirdikrevealed itgecesindeingece(the) Nightkadir(of) Power
🇹🇷 97:1 Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.
nedir?And whatsana bildirencan make you knowne olduğunuwhatgecesi(nin)(the) Nightkadir(of) Power (is)
🇹🇷 97:2 Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?
gecesi(The) Nightkadir(of) Powerhayırlıdır(is) betterbin-danthanbina thousanday(lar)month(s)
🇹🇷 97:3 Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
iner de inerDescendmeleklerthe Angelsve Ruhand the Spiritondathereinizniyleby (the) permissionRab'lerinin(of) their Lordiçinforhereveryaffair
🇹🇷 97:4 Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.
esenliktirPeaceoit (is)kadaruntilağarıncaya(the) emergencetan yeri(of) the dawn
🇹🇷 97:5 O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.
سُورَةُ البينةمَدَنِيَّة ۝ ٨ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

değillerdiNotidilerwerekimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedehlindenfrominsanlar(the) PeopleKitapof the Bookve müşrikler(den)and the polytheistsbırakılacakto be abandoneddekuntilkendilerine gelinceye(there) comes to themaçık kanıtthe clear evidence
🇹🇷 98:1 Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkârlarından ayrılacak değillerdi.
bir elçiA Messengertarafından (gönderilen)fromAllahAllahokuyanrecitingsahifelerpagestertemizpurified
🇹🇷 98:2 (Bu delil), tertemiz sayfaları okuyan, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir.
onda vardır (sahifelerde)WhereinKitaplar(are) writingsdoğru değerli'correct
🇹🇷 98:3 O sayfalarda, en doğru hükümler vardır.
veAnd notayrılığa düşmedilerbecame dividedolanlarthose whoverilmişwere givenKitapthe Bookancak (düştüler)until(ondan) sonrafromsonraafterne kiwhatkendilerine geldicame (to) themaçık kanıt(of) the clear evidence
🇹🇷 98:4 Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
oysaAnd notkendilerine emredilmedithey were commandeddışında (bir şey)exceptkulluk etmelerito worshipAllah'aAllahhalis kılarak(being) sincereO'nato Himdini(in) the religionbirleyerekuprightve kılmalarıand to establishnamazıthe prayerve vermeleriand to givezekatıthe zakahişte budurAnd thatdin(is the) religiondoğruthe correct
🇹🇷 98:5 Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.