şüphesizIndeedmuttakiler için vardırfor the righteousbaşarı ödülü(is) success
🇹🇷 78:31 Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.
bahçelerGardensve bağlarand grapevines
🇹🇷 78:32 Bahçeler var, bağlar var.
ve göğüsleri tomurcuklanmışAnd splendid companionsyaşıt kızlarwell-matched
🇹🇷 78:33 Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
ve kadeh(ler)And a cupdolufull
🇹🇷 78:34 Dopdolu kadehler var.
işitmezlerNotişiteceklerthey will hearoradathereinboş sözany vain talkve ne deand notyalanany falsehood
🇹🇷 78:35 Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
bir karşılık(As) a rewardRabbindenfromRabbinyour Lordbir bağış olaraka giftyeterli(according to) account
🇹🇷 78:36 (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).
RabbiLordgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve bulunanlarınand whateverikisi arasında(is) between both of themçok merhametlithe Most Graciousgüçleri yetmeznotgüç yetirirlerthey have powerO'nun huzurundafrom Himkonuşmaya(to) address
🇹🇷 78:37 O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.
o gün(The) Daydururlarwill standRuhthe Spiritve meleklerand the Angelssıra sıra(in) rowskonuşamaznotkonuşacaklarthey will speakdışındakilerexceptkimseler(one) who izin verdiğipermitskendisine[for] himRahman'ınthe Most Graciousve o da söylerand he (will) saydoğruyu(what is) correct
🇹🇷 78:38 O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
işte buThatgünüdür(is) the Dayhakthe Trueartık kimseSo whoeverdileyenwillstutarlet him takevarantowardsRabbinehis Lordbir yola return
🇹🇷 78:39 İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
elbette bizIndeed Wesiz uyardık[We] have warned youbir azab ile(of) a punishmentyakınnearo gün(the) Daybakarwill seekişithe manişlerewhatöne sürdüğühave sent forthellerininhis handsve derand will saykafirthe disbelieverey keşkeO I wishben olsaydımI weretoprakdust
🇹🇷 78:40 Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
andolsun söküp çıkaranlaraBy those who extractşiddetleviolently
🇹🇷 79:1 Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
ve çekip alanlaraAnd those who draw outusulcagently
🇹🇷 79:2 Usulcacık çekenlere,
yüzüp gidenlereAnd those who glideyüzerekswimming
🇹🇷 79:3 Yüzüp yüzüp gidenlere,
yarışıp geçenlereAnd those who race each otheryarışarak(in) a race
🇹🇷 79:4 Yarışıp geçenlere,
derken düzenleyenlereAnd those who arrangeişi(the) matter
🇹🇷 79:5 Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
o gün(The) Daysarsarwill quakeo sarsıntıthe quaking one
🇹🇷 79:6 O gün deprem sarsar,
takip ederFollows itardından (başka gürültü)the subsequent
🇹🇷 79:7 Onu ikinci bir sarsıntı izler.
yüreklerHeartso günthat Dayçarparwill palpitate
🇹🇷 79:8 Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
gözleriTheir eyes(korkudan) aşağı kayarhumbled
🇹🇷 79:9 Gözler kalkmaz saygıdan.
diyorlar kiThey saybiz yineWill wedöndürülecek (miyiz?)indeed be returnedeski halimizetoeski hâlthe former state
🇹🇷 79:10 Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
sonra ha?What! Whenbiz olduktanwe arekemiklerbonesçürümüşdecayed
🇹🇷 79:11 "Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
dedilerThey saybuThisöyle isethenbir dönüştür(would be) a returnziyanlılosing
🇹🇷 79:12 "Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.
halbukiThen onlyOithaykırıştır(will be) a shoutbir teksingle
🇹🇷 79:13 Fakat o bir tek haykırıştır.
hemenAnd beholdonlarTheyuyanıklık alanındadırlar(will be) awakened
🇹🇷 79:14 Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
sana geldimi?Hassize gelir(there) come to youhaberi(the) storyMusa'nın(of) Musa
🇹🇷 79:15 Musa'nın haberi sana geldi mi?
haniWhenona seslenmişticalled himRabbihis Lordvadi'dein the valleykutsalthe sacredTuva'da(of) Tuwa
🇹🇷 79:16 Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
Mahmoud Khalil Al-Husary