☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ المعارجمَكِّيَّة ۝ ٤٤ آيَة
onları değiştirmeğe[On]-etoyerine getiririz[We] replacedaha hayırlısıyla(with) betterkendilerindenthan themve değil(iz)and notbizWeönüne geçilecek(are) to be outrun
🇹🇷 70:41 Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.
bırak onlarıSo leave themdalsınlar(to) converse vainlyve oynasınlarand amuse themselveskadaruntilkavuşuncayathey meetgünlerinetheir Daykendilerine va'dedilenwhichvaat olunurlarthey are promised
🇹🇷 70:42 O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
o gün(The) Dayçıkarlarthey will come outkabirlerdenfromkabirlerthe graveshızlı hızlırapidlyonlar gibidirleras if they (were)doğrutodikilenlere (putlara)a goalkoşuyorlarhastening
🇹🇷 70:43 O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.
korkuluHumbledgözleritheir eyesightsonları bürümüşwill cover themalçaklıkhumiliationişte budurThatgün(is) the Dayolanwhichidilerthey wereonlara va'dedilmişpromised
🇹🇷 70:44 Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.
سُورَةُ نوحمَكِّيَّة ۝ ٢٨ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

elbette bizIndeed, Wegönderdik[We] sentNuh'uNuhkavminetokavmihis peoplediyethatuyarWarnkavminiyour peopleöncefromöncebeforeonlara gelmeden[that]onlara gelircomes to thembir azaba punishmentacıklıpainful
🇹🇷 71:1 Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, "kavmine acı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye.
dediHe saidey kavmimO my peopleşüphesiz benIndeed, I amsizin içinto youbir uyarıcıyıma warneraçıkclear
🇹🇷 71:2 Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".
kiThatkulluk edinWorshipAllah'aAllahve O'ndan korkunand fear Himve bana da ita'at edinand obey me
🇹🇷 71:3 Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."
bağışlasınHe will forgivesizin içinfor youbir kısmını[of]günahlarınızdanyour sinsve sizi ertelesinand give you respitekadarforbir süreyea termbellispecifiedziraIndeedsüresi(the) termAllah'ın(of) Allahzamanwhengeldiğiit comesertelenmeznoterteleniris delayedkeşkeifolsaydınızyoubilenlerdenknow
🇹🇷 71:4 "Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
dediHe saidRabbimMy Lordşüphesiz benIndeed, Ida'vet ettiminvitedkavmimimy peoplegecenightve gündüzand day
🇹🇷 71:5 Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
fakatBut notonların artırmadıincreased thembenim da'vetimmy invitationbaşka bir şeyexceptkaçışlarından(in) flight
🇹🇷 71:6 "Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
ve elbette benAnd indeed, Iher nezamanevery timeonları da'vet ettimseI invited thembağışlaman içinthat You may forgiveonlarıthemkoydularthey putparmaklarınıtheir fingerskulaklarınainkulaklarıtheir earsve başlarına çektilerand covered themselvesörtülerini(with) their garmentsve direttilerand persistedve böbürlendilerand were arrogantkibirle(with) pride
🇹🇷 71:7 "Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."
sonraThenelbette benindeed, Ionları da'vet ettiminvited themaçıkçapublicly
🇹🇷 71:8 "Sonra ben onları açık açık çağırdım."
sonraThenşüphesiz benindeed, Iaçıktan söyledimannouncedonlarato themve gizli söyledimand I confidedonlarato themsır olaraksecretly
🇹🇷 71:9 "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
dedim kiThen I saidmağfiret dileyinAsk forgivenessRabbinizden(from) your Lordçünkü OIndeed, Heçok bağışlayandırisçok bağışlayanOft-Forgiving
🇹🇷 71:10 "Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır."