nihayet olduSo will besonları(the) end of both of themikisinin dethat theyateşte kalmaları(will be) inateşthe Fireebedi olarakabiding foreveroradathereinve budurAnd thatcezası(is the) recompensezalimlerin(of) the wrongdoers
🇹🇷 59:17 Nihayet ikisinin sonu, ebedi olarak ateşte oldu. Zalimlerin cezası budur.
eyOkimseleryou (who)inanan(lar)believekorkunFearAllah'tanAllahve baksınand let lookkişievery soulnewhatgönderdiğineit has sent forthyarın içinfor tomorrowve korkunand fearAllah'tanAllahçünküIndeedAllahAllahbilmektedir(is) All-Awareşeyleriof whatyaptıklarınızyou do
🇹🇷 59:18 Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
veAnd (do) notolmayınbekimseler gibilike those whounutanlarforgotAllah'ıAllahve onlara unutturduğuso He made them forgetkendi canlarınıthemselvesişteThoseonlar[they]yoldan çıkanlardır(are) the defiantly disobedient
🇹🇷 59:19 Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan çıkan kimselerdir.
değildirNoteşitequalhalkı(are the) companionsateş(of) the Fireve halkıand (the) companionscennet(of) Paradisehalkı(The) companionscennet(of) Paradiseonlartheykurtulanlardır(are) the achievers
🇹🇷 59:20 Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli kurtularak isteklerine erişenlerdir.
şayetIfbiz indirseydikWe (had) sent downbuthisKur'an'ıQuranbir dağaonbir dağa mountainonu görürdünsurely you (would) have seen itbaş eğmişhumbledparçalanmışbreaking asunderkorkusundanfromkorku(the) fearAllah(of) Allahve buAnd thesemisalleriexamplesanlatıyoruzWe present theminsanlarato the peopleumulur kiso that they maydüşünürlergive thought
🇹🇷 59:21 Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.
OHeAllah'tır(is) Allahkithe One Whoyoktur(there is) notanrıgodbaşkabutO'ndanHebilir(the) All-Knowergörülmeyeni(of) the unseenve görüleniand the witnessedOHeRahmân'dır (çok esirgeyen)(is) the Most GraciousRahîm'dir (çok acıyan)the Most Merciful
🇹🇷 59:22 O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyen bağışlayandır.
OHeAllah'tır(is) Allahkithe One Whoyoktur(there is) notanrıgodbaşkabutO'ndanHeMelik'tir (padişahtır)the SovereignKuddûs'tür (mukaddes)the Holy OneSelâm'dır (esenlik veren)the Giver of PeaceMü'min'dir (güvenlik veren)the Giver of SecurityMüheymin'dir (kollayıp koruyan)the GuardianAzîz'dir (üstün galib)the All-MightyCebbâr'dır (istediğini zorla yaptıran)the IrresistibleMütekebbir'dir (çok ulud)the SupremeyücedirGlory (be to)AllahAllahortak koşmalarındanfrom whatO'na ortak koşarlarthey associate (with Him)
🇹🇷 59:23 O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah puta tapanların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
OHeAllah(is) AllahHâlik'dir (yaratan)the CreatorBâri'dir (var eden)the InventorMusavvir'dir (biçim veren)the FashionerO'nundurFor Himisimler(are) the namesen güzelthe beautifultesbih ederlerGlorifiesO'nuHimbulunanlarwhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve yerdeand the earthve OAnd HeAzîz'dir (mutlak galip)(is) the All-MightyHakîm'dir (hükümdar herşeyi hikmetle yapan)the All-Wise
🇹🇷 59:24 O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.
Mahmoud Khalil Al-Husary