☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve kimselerAnd those whoinananlarbelieveAllah'ain Allahve elçilerineand His Messengersişte[those]onlardırtheysıddikler(are) the truthfulve şehidlerand the martyrsyanında(are) withRableritheir Lordonların vardırFor themmükafatları(is) their rewardve nurlarıand their lightve kimselerBut those whoinkar eden(ler)disbelieveve yalanlayanlarand denyayetlerimiziOur Versesonlarthosehalkıdır(are the) companionscehennem(of) the Hellfire
🇹🇷 57:19 Allah'a ve peygamberine iman edenler var ya, işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.
bilin kiKnowşüphesizthathayatıthe lifedünya(of) the worldbir oyundur(is) playve eğlencedirand amusementve süstürand adornmentve övünmedirand boastingkendi aranızdaamong youçoğaltma yarışıdırand competition in increasemaldaofmalthe wealthve evladdaand the childrentıpkı şuna benzerlike (the) examplebir yağmura(of) a rainhoşuna gidenpleasesekincilerinthe tillersbitirdiği otits growthsonrathenkururit driesonu görürsünand you see itsapsarıturning yellowsonrathenolurbecomesçerçöpdebrisise vardırAnd inahirettethe Hereafterbir azab(is) a punishmentçetinsevereve mağfiretand forgivenessAllahtanfromAllahAllahve rızaand Pleasureve değildirBut nothayatı(is) the lifedünya(of) the worldbaşka bir şeyexceptbir zevkten(the) enjoymentaldatıcı(of) delusion
🇹🇷 57:20 Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
koşunRacebir mağfiretetobağışlama(the) forgivenessRabbinizdenfromRabbinyour Lordve bir cenneteand a Gardengenişliğiits widthgenişliği gibi (olan)(is) like (the) widthgök(of) the heavenile yerinand the earthhazırlanmışpreparediçinfor those whoinananlarbelieveAllah'ain Allahve elçilerineand His Messengersişte buThatlutfudur(is the) BountyAllah'ın(of) AllahvereceğiHe giveskimseye(to) whomdilediğiHe willsve AllahAnd Allahsahibidir(is) the Possessor of Bountylutuf(is) the Possessor of Bountybüyükthe Great
🇹🇷 57:21 Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
yokturNotisabet edenstrikeshiçbiranymusibetdisasteryerdeinyeryüzüthe earthve ne deand notkendi canlarınızdainkendinizyourselvesolmayanbutbir Kitaptainbir kayıta Registeröncebeforeöncebeforebiz onu yaratmadanthatonu var ederizWe bring it into existencedoğrusuIndeedbuthatAllah'aforAllahAllahkolaydır(is) easy
🇹🇷 57:22 Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.
içinSo that you may notüzülmemenizgrieveüzerineoverşeywhatelinizden çıkanhas escaped youveand (do) notşımarmamanız (için)exultşey ileat whatsize verdiğiHe has given youve AllahAnd Allahsevmez(does) notseverlerlovehiçbirinieverykendini beğenenleriself-deludedövünenleriboaster
🇹🇷 57:23 Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.
onlar kiThose whocimrilik ederlerare stingyve emrederlerand enjoininsanlara(on) the peoplecimriliğistinginessve kimAnd whoeveryüz çevirirseturns awayşüphesizthen indeedAllahAllahOHezengindir(is) Free of needövgüye layıktırthe Praiseworthy
🇹🇷 57:24 Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse Allah, zengindir, övgüye layıktır.