ve şüphesiz OAnd that Heyarattıcreatediki çiftithe pairserkeğithe maleve dişiyiand the female
🇹🇷 53:45 Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur,
nutfe(sperm)denFrombir nutfea semen-dropzamanwhenatıldığıit is emitted
🇹🇷 53:46 Atıldığı zaman bir nutfeden.
ve şüphesizAnd thatO'nun işidirupon Himyaratmak(is) the bringing forthtekraranother
🇹🇷 53:47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.
ve şüphesiz OAnd that HeO'dur[He]zengin edenenrichesve bol verenand suffices
🇹🇷 53:48 Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.
ve şüphesiz OAnd that HeO'dur[He]Rabbi(is the) LordŞi'ra'nın(of) Sirius
🇹🇷 53:49 Doğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi O'dur.
ve şüphesiz OAnd that Hehelak ettidestroyedAd'ıAadönce gelenthe first
🇹🇷 53:50 O, helak etti önce gelen Âd'ı.
ve Semud'uAnd Thamudgeriye bırakmadıso notesirgediHe spared
🇹🇷 53:51 Ve Semûd'u da bırakmadı.
ve kavmini (helak etmişti)And (the) peopleNuh(of) Nuhöncedenbeforeöncebeforeçünkü onlarIndeed, theyidilerthey wereonlarthey weredaha zalimmore unjustve azgınand more rebellious
🇹🇷 53:52 Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı.
altı üstüne getirilen kentleriAnd the overturned citiesdevirip yıktıHe overthrew
🇹🇷 53:53 Altı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı.
sardırttı onlaraSo covered themsardırdığınıwhatkapladıcovered
🇹🇷 53:54 Onları neler kapladı neler!
o halde hangi?Then which (of)ni'metindenthe FavorsRabbinin(of) your Lordkuşku duyuyorsunwill you doubt
🇹🇷 53:55 O halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun.
buThisbir uyarıcıdır(is) a warneruyarıcılardanfromuyarıcılarthe warnersilkthe former
🇹🇷 53:56 Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
yaklaştıHas approachedyaklaşıcıthe Approaching Day
🇹🇷 53:57 Yaklaşan yaklaştı.
yokturNot isonufor itbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahaçacak kimseany remover
🇹🇷 53:58 Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.
bu-den mi?Then ofbuthissözstatementşaşıyorsunuzyou wonder
🇹🇷 53:59 Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz?
ve gülüyorsunuzAnd you laughveand (do) notağlamıyorsunuzweep
🇹🇷 53:60 Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
ve sizWhile youbaş kaldırıyorsunuzamuse (yourselves)
🇹🇷 53:61 Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?
haydi secde edinSo prostrateAllah'ato Allahve kulluk edinand worship (Him)
🇹🇷 53:62 Haydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
yaklaştıHas come nearsa'atthe Hourve yarıldıand has splitaythe moon
🇹🇷 54:1 Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
ve eğerAnd ifgörecek olsalarthey seebir mu'cizea Signyüz çevirirlerthey turn awayve derlerand saybir büyüdürMagicsüregelencontinuing
🇹🇷 54:2 Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler.
ve yalanladılarAnd they deniedve uydularand followedheveslerinetheir desiresve herbut (for) everyişmatteryerini bulacaktır(will be a) settlement
🇹🇷 54:3 Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.
ve andolsunAnd certainlyonlara geldihas come to themhaberlerdenofbilgithe informationolanwhereiniçindewhereinönleyici(is) deterrence
🇹🇷 54:4 Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.
hikmettirWisdomüstünperfectamabut notfayda vermiyorwill availuyarılarthe warnings
🇹🇷 54:5 Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
öyleyse sen de yüz çevirSo turn awayonlardanfrom themgün(The) Dayçağıracağıwill callçağırıcınınthe callerbir şeyetobir şeya thinggörülmemiş tanınmamışterrible
🇹🇷 54:6 Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır.
Mahmoud Khalil Al-Husary