ve andolsunAnd certainlybiz yarattıkWe createdinsanımanve bilirizand We knownewhatfısıldadığınıwhispersonato himnefsininhis soulçünkü bizand Wedaha yakınız(are) neareronato himşah damarındanthanşah damarı(his) jugular veinşah damarı(his) jugular vein
🇹🇷 50:16 Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız.
o zamanWhenkaydetmektedirreceiveiki alıcı (melek)the two receiversonun sağındaonsağthe rightveand onsolundathe leftoturanseated
🇹🇷 50:17 Onun sağında ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutarken,
söylemezNotsöylerhe uttershiçbiranysözwordolmadanbutyanındawith himgözetleyiciler(is) an observerhazır bulunanready
🇹🇷 50:18 İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.
ve geldiAnd will comesarhoşluğu(the) stuporölüm(of) deathgerçektenin truthişte buThatşeydir(is) whatsenin olduğunyou wereondan[from it]kaçmışavoiding
🇹🇷 50:19 Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir.
ve üflendiAnd will be blownSur'a[in]sûrthe trumpetişte buThatgündür(is the) Daykendisine karşı uyarılan(of) the Warning
🇹🇷 50:20 Sur'a üfürülür, işte bu, tehdid(in gerçekleşme) günüdür.
ve geldiAnd will comehereverycansoulyanındawith itbir sürücüa driverve şahidleand a witness
🇹🇷 50:21 Her can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir şahid bulunduğu halde gelir.
andolsunCertainlysen idinyou wereiçindeingafletheedlessnessbundanofbuthisbiz açtıkSo We have removedsendenfrom youperdeniyour coverartık gözünso your sightbugüntodaykeskindir(is) sharp
🇹🇷 50:22 (Allah ona) "Andolsun sen bundan gaflet içinde idin. Şimdi senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir." der.
ve dedi kiAnd (will) sayarkadaşıhis companionişteThisyanımdaki(is) whatyanımdadır(is) with mehazırready
🇹🇷 50:23 Beraberindeki melek "işte yanımdaki hazır" der.
haydi ikiniz atınThrowcehennemein (to)cehennemHellhereverynankörüdisbelieverinatçıstubborn
🇹🇷 50:24 (Allah iki meleğe buyurur ki:) "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!
engel olanForbidderhayraof goodsaldırgantransgressorşüpheciyidoubter
🇹🇷 50:25 İyiliklere (sürekli) engel olan, saldırgan, şüpheciyi.
o kiWhoedindimadeile beraberwithAllahAllahtanrılara godbaşkaanotherbundan dolayı onu atınso throw himbir azabain(to)azapthe punishmentçetinthe severe
🇹🇷 50:26 O ki Allah'ın yanında başka ilâh edinmiştir. Haydi ikiniz birlikte onu şiddetli azaba atın."
dedi kiWill sayarkadaşıhis companionRabbimizOur Lordben onu azdırmadımnotonu azdırdımI made him transgresszatenbutidihe wasiçindeinbir sapıklıkerrorderinfar
🇹🇷 50:27 Yanındaki arkadaşı (şeytan) der ki: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi".
(Allah) buyurdu kiHe will sayçekişmeyin(Do) nottartışırlardisputeuzurumda(in) My presenceve andolsunand indeedönceden yaptımI sent forthsizeto youuyarıthe Warning
🇹🇷 50:28 Allah buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim."
değiştirilmezNotdeğiştirilecekwill be changedsözthe wordbenim huzurumdawith Meve değil(im)and notbenI Amzulmediciunjustkullarato My slaves
🇹🇷 50:29 Benim huzurumda söz değiştirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici değilim.
(o) gün(The) DayderizWe will saycehennemeto Helldoldunmu?Aredoldurdunuzyou filledve derAnd it will sayhiç (yok)mu?Arehiç var mı(there) anydahamore
🇹🇷 50:30 Biz O gün cehenneme: "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha fazla var mı?" diyecektir.
ve yaklaştırılmıştırAnd will be brought nearcennetthe Paradisekorunanlarato the righteousdeğildirnotuzakfar
🇹🇷 50:31 Cennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır. Zaten uzak değildir.
işte budurThissize va'dedilen(is) whatsize vadedildiyou were promiseddaimafor everyone(Allah'a) yüz tutanwho turnskoruyan(and) who keeps
🇹🇷 50:32 Onlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.
kimse(lere)Whosaygı gösterenfearedRahman'athe Most Graciousgörmedenin the unseenve getirenand camebir yürekwith a heart(Hakka) dönükreturning
🇹🇷 50:33 Onlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.
ona girinEnter itselam (esenlik) ilein peacebuThatgünüdür(is) a Daysüreklilik(of) Eternity
🇹🇷 50:34 "Şimdi selam ve selametle oraya girin. İşte sonsuzluk günü budur."
onlara vardırFor themherşeywhateveristediklerithey wishoradathereinve katımızda vardırand with Usdaha fazlası(is) more
🇹🇷 50:35 Orada onlara ne isterlerse vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary