☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
O'durHeki(is) the One Whosizi yarattıcreated youtopraktanfromtoprakdustsonrathennutfe(sperm)denfrombir nutfea semen-dropsonrathenalaka(embriyo)danfromalaka (asılıp tutunan)a clinging substancesonrathensizi çıkarıyorHe brings you outçocuk olarak(as) a childsonrathenermeniz içinlets you reachgüçlü çağınızayour maturitysonrathenolmanız içinlets you becomeihtiyarlarold ve içinizdenand among youkimi(is he) whoöldürülüyordiesdaha öncebefore öncebefore ve erişmeniz içinand lets you reachsüreyea termbellispecifiedve umulur kiand that you mayaklınızı kullanırsınızuse reason
🇹🇷 40:67 "Sizi (önce) bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak çıkaran, sonra güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlar olmanız için yaşatıp büyüten O'dur. İçinizden kimi de daha önce vefat ettiriliyor. (Bunları Allah) belirli bir süreye ulaşasınız ve aklınızı kullanasınız diye (böyle yapıyor)."
O'durHeyaşatan(is) the One Whodiriltirgives lifeve öldürenand causes deathzamanAnd whenhükmettiğiHe decreesbir işia mattersadecethen onlyderHe saysonato itol!Beo da olurand it is
🇹🇷 40:68 O, hem yaşatır, hem öldürür. O, bir şey yapmak isteyince ona sadece "ol!" der, o şey de hemen oluverir.
görmedin mi?Do notgörürsünyou seekimseleri[to]onlar kithose whotartışan(ları)disputehakkındaconcerningayetleri(the) SignsAllah'ın(of) Allahnasıl da?Howçevriliyorlarthey are turned away
🇹🇷 40:69 Bakmaz mısın şimdi Allah'ın âyetleri hakkında mücadeleye kalkanlara! (Haktan) nasıl döndürülüyorlar?
kimselerThose whoyalanlayan(lar)denyKitabıthe Bookve şeyiand with whatgönderdiğimizWe sentonunlawith itelçilerimiziOur Messengersfakat yakındabut soonbileceklerdirthey will know
🇹🇷 40:70 Kitaba ve Resullerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler, artık ilerde bilecekler.
o zamanWhendemir halkalarthe iron collarsboyunlarında(will be) aroundboyunlarıtheir necksve zincirlerand the chainssürüklenceklerdirthey will be dragged
🇹🇷 40:71 O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.
içindeInkaynar suthe boiling watersonrathenateşteinateşthe Fireyakılacaklardırthey will be burned
🇹🇷 40:72 Kaynar suda, sonra da ateşte kaynatılacaklardır.
sonraThendenilecektirit will be saidonlarato themnerede?Whereşeyler(is) that whicholduğunuzyou used toortak koşuyor(lar)associate
🇹🇷 40:73 Sonra da onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?" denilecek.
başkaları?Other thanbaşkaOther thanAllah'tanAllahdiyecekler kiThey will saykayboldularThey have departedbizdenfrom ushayırNaydeğilmişizNotidikwe used tobiz tapmıyor[we] callöncedenbeforeöncebeforehiçbir şeyeanythingişte böyleThusşaşırtırAllah lets go astrayAllahAllah lets go astraykafirlerithe disbelievers
🇹🇷 40:74 O Allah'tan başkaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye ibadet etmiyormuşuz." İşte Allah, o kâfirleri böyle şaşırtır.
bu durumThat wasötürüdürbecausesizinyou used toşımarmanızdanrejoiceyeryüzündeinyeryüzüthe eartholmaksızınwithouthakkırightve ötürüdürand becauseolmanızdanyou used toböbürlenmişbe insolent
🇹🇷 40:75 Bunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz.
girinEnterkapılarından(the) gatescehennemin(of) Hellebedi kalacaksınız(to) abide foreveroradain itne kötüdürand wretched isyeri(the) abodekibirlenenlerin(of) the arrogant
🇹🇷 40:76 İçlerinde ebedî olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri?
artık sabretSo be patientşüphesizindeedva'di (sözü)(the) PromiseAllah'ın(of) Allahgerçektir(is) trueyaAnd whethersana gösteririzWe show youbir kısmınısomeşeylerin(of) whatonları tehdidettiğimizWe have promised themyahutorseni vefat ettiririzWe cause you to diesonunda bizethen to Usdöndürüleceklerdirthey will be returned
🇹🇷 40:77 Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir.