☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dedilerThey (will) saydeğilmiydi?Did there notolmadı mıDid there notsize geliyorcome to youelçilerinizyour Messengersaçık kanıtlarlawith clear proofsdedilerThey (will) sayevet (gelirlerdi)YesdedilerThey (will) sayöyle ise yalvar(ıp dur)unThen callfakat değildirbut notyalvarması(is the) callkafirlerin(of) the disbelieversbaşkasıexceptdalaletteninsapıklıkerror
🇹🇷 40:50 Bekçiler de: "Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?" diye sorarlar. Onlar: "Evet" derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin" derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır.
elbette bizIndeed Weyardım ederizWe will surely helpelçilerimizeOur Messengersve kimselereand those whoinanan(lara)believehayatındainhayatthe lifedünya(of) the worldve gündeand (on the) Day(şahidliğe) duracakları(when) will standşahidlerinthe witnesses
🇹🇷 40:51 Biz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz.
o gün(The) Dayfayda vermeznotfayda verirwill benefitzalimlerethe wrongdoersma'zeretleritheir excuseve onlar için vardırand for themla'net(is) the curseve onlara vardırand for themen kötüsü(is the) worstyurt(lar)ınhome
🇹🇷 40:52 O gün zalimlere özür dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü (cehennem) vardır.
ve andolsunAnd certainlybiz verdikWe gaveMusa'yaMusahidayetthe guidanceve miras kıldıkand We caused to inheritoğullarına(the) Children of Israelİsrail(the) Children of IsraelKitabıthe Book
🇹🇷 40:53 Andolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık.
bir yol göstericidirA guideve öğüttürand a remindersahiplerinefor thosesağduyu(of) understanding
🇹🇷 40:54 (Bunu) Aklı başında olanlara bir yol gösterici ve bir hatırlatma olsun diye (böyle yaptık).
o halde sabretSo be patientmutlakaindeedva'di(the) Promise of AllahAllah'ın(the) Promise of Allahgerçektir(is) trueve istiğfar etAnd ask forgivenessgünahınafor your sinve anand glorifyövgü ile(the) praiseRabbini(of) your Lordakşamin the eveningsabahand the morning
🇹🇷 40:55 O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.
şüphesizIndeedkimselerthose whotartışan(lar)disputehakkındaconcerningayetleri(the) SignsAllah'ın(of) Allaholmadanwithout(hiçbir) delilany authoritykendilerine gelen(which) came to themyokturnotonların göğüslerinde(is) ingöğüsleritheir breastsbaşka bir şeybutbüyüklük (taslamaktan)greatnessonlarnotonlartheyerişemeyecekleri(can) reach itsen sığınSo seek refugeAllah'ain Allahçünkü OIndeed HeO'durHeişiten(is) the All-Hearergörenthe All-Seer
🇹🇷 40:56 Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur.
yaratmakSurely, (the) creationgökleri(of) the heavensve yeriand the earthçok daha zordur(is) greateryaratmaktanthanyaratılış(the) creationinsanları(of) the mankindfakatbutçoğumostinsanların(of) the peoplebilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 40:57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler.
olmazAnd noteşit(are) equalkörthe blindve görenand the seeingve kimselerand those whoinanan(lar)believeve yapanlarand doiyi işlerrighteous deedsve ne deand notkötülük yapanthe evildoerazLittlene kadar(is) whatdüşünüyorsunuzyou take heed
🇹🇷 40:58 Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!