ve dediAnd saidFir'avnFiraunbırakın beniLeave meöldüreyim(so that) I killMusa'yıMusave yalvarsınand let him callRabbinehis Lordçünkü benIndeed, Ikorkuyorum[I] feardiyethatonun değiştirecekhe will changedininiziyour religionyahutordiyethatçıkaracakhe may cause to appearyeryüzündeinyerthe landfesadthe corruption
🇹🇷 40:26 Bir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi.
ve dediAnd saidMusaMusaelbette benIndeed, Isığındım[I] seek refugebenim de Rabbimin my Lordve sizin de Rabbinizeand your Lordhepsindenfromhereverykibirlilerinarrogant oneinanmayannotiman edenwho believesgününe(in the) Dayhesap(of) the Account
🇹🇷 40:27 Musa da: "Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.
ve (şöyle) dediAnd saidbir adama manmü'minbelievingailesindenfromaile(the) familyFir'avn(of) Firaungizleyenwho conceal(ed)imanınıhis faithöldürüyor musunuz?Will you killbir adamıa mandiyebecausediyorhe saysRabbimMy LordAllah'tır(is) Allahoysa gerçektenand indeedsize gelmiştirhe has brought youkanıtlarlaclear proofsRabbinizdenfromRabbinyour Lordve eğerAnd ifo isehe isbir yalancıa liarkendi zararınadırthen upon himyalanı(is) his lieve eğerand ifo isehe isdoğru söylüyortruthfulbaşınıza gelir(there) will strike youbir kısmısome (of)size va'dettiklerinin(that) whichsizi korkuturhe threatens youşüphesizIndeedAllahAllahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidekimseyi(one) whoo[he]aşırı giden(is) a transgressoryalancıa liar
🇹🇷 40:28 Firavun ailesinden imanını saklayan bir adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz."
ey kavmimO my peoplesizindirFor youmülk(is) the kingdombugüntodayhakimsinizdominantyeryüzüneinyerthe landkimbut whobizi kurtarır?will help ushışmındanfromazap(the) punishmentAllâh'ın(of) Allaheğerifbize gelirseit came to usdediSaidFir'avnFiraunben size göstermiyorumNotsize gösteririmI show youbaşkasınıexceptşeydenwhatgördüğümI seeveand notben sizi iletmemI guide youbaşkasınaexceptyoldan(to the) pathdoğruthe right
🇹🇷 40:29 "Ey kavmim! Bugün mülk sizindir. Dünyada yüze çıkmış bulunuyorsunuz. Eğer gelecek olursa Allah'ın hışmından bizi kim kurtarır?" Firavun: "Ben size görüşümden başkasını göstermiyorum ve herhalde ben size doğru yolu gösteriyorum" dedi.
ve dedi kiAnd said(adam)(he) whoinananbelievedey kavmimO my peopleelbette benIndeed Ikorkuyorum[I] fearüzerinizefor youmislindenlikegününün(the) dayöncekilerin(of) the companies
🇹🇷 40:30 O iman etmiş olan kimse de: "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum."
gibiLikedurumu(the) plightkavminin(of the) peopleNûh(of) Nuhve 'Adand Aadve Semud'unand Thamudveand thoseonlardan sonrakilerinafter themonlardan sonraafter themve değildirAnd Allah (does) notAllahAnd Allah (does) notisteyecekwantzulmetmekinjusticekullarafor (His) slaves
🇹🇷 40:31 "Nuh Kavmi'nin, Âd'ın, Semud'un ve daha sonrakilerin maceraları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). Allah, kulları için bir zulüm istemez."
ve ey kavmimAnd O my peoplegerçekten benIndeed, Ikorkuyorum[I] fearsizin içinfor yougününden(the) Dayo çağırma(of) Calling
🇹🇷 40:32 "Ey kavmim! Ben size gelecek o çağrışma gününden (kıyamet gününden) korkuyorum."
o günA Dayarkanızı dönüpyou will turn backkaçarsınızfleeingama yokturnotsizin içinfor youAllahtanfromAllahAllahhiç;anykurtaracak kimseprotectorve kimiAnd whoeverşaşırtırsaAllah lets go astrayAllahAllah lets go astrayartık olmazthen notonafor himhiçbiranyyol gösterenguide
🇹🇷 40:33 "O gün arkanıza dönüp kaçacaksınız. Fakat sizi Allah'tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık ona bir yol gösterici bulunmaz."
Mahmoud Khalil Al-Husary