☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
o kimseler kiThose whoyerlerconsumeRiba (faiz)[the] usurykalkamazlarnotkalkabilirlerthey can standancakexceptgibilikekalkarlarstandskimsethe one whoçarptığıconfounds himşeytanınthe Shaitaandokunupwithdokunuşu(his) touchbuThatonların(is) because theydemelerindendirsayşüphesizOnlyalışveriş dethe tradegibidir(is) likeriba (faiz)[the] usuryoysa helal kılmıştırWhile has permittedAllahAllahalış-verişi[the] tradeve haram kılmıştırbut (has) forbiddenribayı[the] usurykimeThen whoever gelir decomes to himbir öğüt(the) admonitionRabbindenfromRabbiHis Lord(ribadan) vazgeçerseand he refrainedkendisinindirthen for himne varsawhatgeçmişte(has) passedve işi deand his casekalmıştır(is) withAllah'aAllahkimand whoevertekrar (ribaya) dönerserepeatedonlarthen thosehalkıdır(are the) companionsateş(of) the Fireonlartheyoradain itebedi kalacaklardırwill abide forever
🇹🇷 2:275 Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
mahvederDestroysAllahAllahribayıthe usuryve artırırand (gives) increasesadakaları(for) the charitiesAllahAnd Allahsevmez(does) notseverlerlovehiçbireveryinkarcılarıungratefulgünahkarsinner
🇹🇷 2:276 Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.
şüphesizIndeedkimselerthose whoiman edenbelieve[d]ve işler yapanlarand didsalih (güzel)good deedsve kılanlarand establishednamazıthe prayerve verenlerand gavezekatıthe zakahişte onlarınfor them ödülleritheir rewardyanındadır(is) withRableritheir Lordyokturand nokorkufearonlaraon themve onlarand notonlartheyüzülmeyeceklerdirwill grieve
🇹🇷 2:277 İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.
eyO youkimselerwhoiman eden(ler)believe[d]korkunFearAllah'tanAllahve bırakın (almayın)and give upne varsawhatgeri kalanremainedribadanoffaiz[the] usuryeğerifidiysenizyou areinanıyorbelievers
🇹🇷 2:278 Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz.
eğerAnd ifböyle yapmazsanıznotyaparsınızyou dobilinthen be informedsavaşa açıldığınıof a war(tarafından)fromAllahAllahve Elçisiand His Messengerve eğerAnd iftevbe edersenizyou repentsizindirthen for youana(is)malınızyour capital ne haksızlık edersiniz(do) notzulümwrongne de haksızlığa uğratılırsınızand nothaksızlığa uğratılmazsınızyou will be wronged
🇹🇷 2:279 Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.
eğer (borçlu)And ifiseis(içinde)the (debtor)darlıkin difficultybeklemek (lazımdır)then postponementkadaruntilbir kolaylığaeaseve eğerAnd ifsadaka olarak bağışlarsanızyou remit as charitydaha hayırlıdır(it is) bettersizin içinfor youeğerIfbilirsenizyoubilirlerknow
🇹🇷 2:280 Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.
sakınınAnd fearşu gündena Daydöndürüleceğinizyou will be brought backonda[in it]Allah'atoAllahAllahsonraThentastamam verilecektir(will be) repaid in fullhereverykişiyesoulnewhatkazandıysait earnedve onlaraand theyhaksızlık edilmeyecektirnothaksızlığa uğratılırwill be wronged
🇹🇷 2:281 Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.